Puan vermedi·432 syf.····Okunma: 21 Temmuz 2025 12:13 Chris Carter en sevdiğim yazarlar arasında ilk beş’e girdi desem yalan söylemiş olmam sanırım. Kendisinden okuduğum 3. Kitap olan “Gece Sapığı” düşmeyen temposu, birbirinden girift karakterleri, katmanlı hikaye öyküsü ile yine çok sevdiğim bir macera oldu benim için.
Baş kahramanımız Hunter ile yavaş yavaş birbirimizi daha iyi tanıyoruz. Her akıl almaz hikaye ile birlikte biz de onun la ilgili yeni bir şeyler öğreniyoruz. Gecenin Sapığı bize onun annesi ile olan durumu için bir sinyal verirken geçmişine bir göz kırpıyor.
Hikayenin geneli kesinlikle çok iyi düşünülmüş ve ince işlenmiş olarak karşımıza çıkıyor. Gizem derinleştikçe çözülmesi için sabırsızlanıyorsunuz ki bu çok önemli bir detay. Gerilim kitaplarının ucuz birer metaya dönüştüğü şu günlerde Chris Carter bir altın mademi gibi ışıldıyor.
Neden mi?
Ana karakter ile bağ kurabiliyorsunuz. Hikaye özgünlüğü cidden çok yüksek. Bazen sırada ki cümleyi tahmin edebiliyorsunuz ki bu da sizi oyuna sokması demek yazarın. Böylece birer bekleme kulübesine dönen koltuklarınızdan kalkıp hikayenin bir parçası olmanız sizi de okumada şevke getiriyor.
Hikaye örgüsü, detaylar, süprizler, şaşırtmacalar ile birbirine örümcek ağı gibi örülen hikayenin sağlamlığı bittirdikten sonra bir süre daha etkisini dürdürüyor diyebiliriz.
Carter ve onun kesinlikle kendinden esinlenerek yarattığı Hunter ‘ın sıradaki hikayesinde ben onlara karılmaktan mutluluk duyuyorum… bekle beni”Ölüm Sanatçısı” birlikte yine çok eğleneceğiz