10/10
·454 syf.··
2025 65. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 21 Temmuz 2025 14:05
Ağağağağ cildircam çok güzeldi çok. Yani kitabı herşeyiyle o kadar sevdim ki günlerdir Instagram storylerimde her altını çizdiğin yeri paylaştım, kaç tane reels yaptım. Mest oldum mest. Ben dayanamam a dostlar, Russo ailesi beni evlatlık alabilir mi zira her anlarına yakından tanık olmak istiyorum da. Şimdi hazırsanız efenim konuya geçiyorum; Sidem Karacahan, ailesinden kaçıp İtalya' ya yerleşmiş genç bir kadın. Hayallerinin peşinden gitti de diyebiliriz. Aslında Sidem' in aile yapısı tam bir Türk aile toplumu. Erkek çocuğun bir halta yaramada da yüceltildiği, kız çocuğu her an babaya itaat etsin diye beklenen bir aile yapısı. Ama Sidem, o ailedeki dik başlı olma konumunu üstlenmiş cesur bir kız. Babasının istediği mesleği okumayıp mimar olan ama İtalya'ya gidince tamamen resime, sanata yönelen bir kadın. Ve bir gün abisi arar vizesinin iptal edileceğinden artık Türkiye'ye geri dönmesi gerektiğinden bahseder. Sidem karalar bağlamış durumdadır. En ufacık çözüme muhtacız şuan. Geri dönmek demek baskılanmak, söz hakkı tanınmamak, aile nereye çekerse oraya gitmek demektir. Diğer tarafta ise yarı İtalyan yarı Türk bir iş adamı olan Sarp Luca Russo. (Ağağağağ böyle birşey yok kitap boyunca eridiğim bittiğim o adam.) Tek derdi manyak eski karısından kızının velayetini alabilmek olan bir adam. Ve eski karısı onu öyle şeylerle suçlamıştır ki o bataklıktan çıkabilmek ve kızını kurtarabilmek için debelenmektir. Veeee booomm. Sidem' in çalıştığı yerde bir ufak dertleşme, birbirleri ile uğraşma sonucu kaldırımda otururken gelen anlaşmalı evlilik teklifi. Bu evlilik birinin İtalya'da kalmasına diğerinin kızını almasına yarar sağlayacaktır. Peki ya Sarp, Sidem' in abisinin arkadaşı çıkarsa? ( Of burada bir olaylar var bakın şok içinde kaldım asla bu kadarı olmaz dedikçe herşey oldu ) Kitapta Sidem' in yaşadığı o yalnızlık içime öyle dert oldu ki ve arkasında dimdik duran Sarp best adamlarimdan biri haline geldi diyebilirim. Birbirleri ile şakalaşmaları, Sidem' in sürekli seni boşarım diye dalgaları, kıskandırmak için tam zıttı adamlardan hoşlandığını belirtmesi ya o kadar sevimliydi ki. Sarp'ın sürekli Sidem'e kendi dilinde iltifat etmesi, sürekli onu övmesi ona takılması çok başka bir boyuttu. Sidem birine güvenmeyi öğrenirken, Sarp da onunla birlikte sevgiyi ve evliliği öğreniyordu aslında anlaşmalı da olsa. Ve tabii ki kitapta çok tatlı detayımız vardı; Bella. Ben normalde bekar ebeveyn temalı kitapları okurken çocuk karakterlere çok ısınan biri değilimdir, bana geçmez. Ama burada Bella'yı o kadar sevdim ki alıp içime sokasım geldi o kadar tatlıydı ki. Bildiğiniz üzere ben farklı isimlere aşık bir insanım. Sidem' in ismine, anlamına, kitaba olan getirisine bayıldım. Yine kitabın kapağındaki detayların, ya da kutu içeriğindeki detayların, kitabın içeriğiyle olan bağlantısına mest oldum. Kitabın sonu o kadar tatlıydı ki Sarp'ı yiycem o kadar iyiydi. (Poğaça suratlım ya) Sidem' in abisinden ciddi anlamda nefret ediyorum bir tane asalak yüzünden çiftimin çekmediği çile kalmadı. Emin olun okudukça benim sinirimle aynı şeyi yaşayacağınızı biliyorum. Abi ve babayı saymazsak kitaptaki tüm karakterleri sevdim diyebilirim. Tabi ki Russo family başı çekiyor bu sevgide. Bana derhal ikinci kitabı şutlar misiniz acaba
Zamanın Gölgesi IEylül B. Yılmaz · Pukka Yayınları · 2025273 okunma
·
195 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.