Burada en az üç tane hatalı akıl yürütme yapılıyor (videoda değil videonun ideolojik kullanımında)
1) Sahte İkilem / Yanıltıcı İkilem Safsatası:
Çok boyutlu bir konu, “ya şu ya bu” formatına indirgenerek sınırlandırılmıştır. Konu din olunca bu safsata genellikle şöyle karşımıza çıkar:
“Bilim açıklayabildiyse Tanrı yapmamıştır.”
“Bilim açıklayabildiyse Tanrı yoktur.”
Konu canlılığın başlangıcı olunca bu, şu şekilde ifade edilir:
“Canlılık ya abiyogenezle açıklanır ya da Tanrının yaratımıyladır. Eğer bilim abiyogenezi açıklarsa Tanrı yoktur.”
Oysa bir fenomenin doğal mekanizmalarla açıklanabilmesi, doğrudan Tanrı’nın varlığını veya yokluğunu kanıtlamaz. Tanrı’nın rolüyle ilgili iddialar başka bir düzeydedir: metafiziksel veya teolojik.
2) "Boşlukların Tanrısı" Yaklaşımının Ters Versiyonu:
Yaygın bir aceleci teistik yaklaşım şöyledir:
“Bilim bir konuya henüz açıklama getiremediyse, bunu ancak Tanrı yapmış olabilir.”
Bilim daha fazla şeyi açıkladıkça, bu görüşe sahip bir inananın inancı geri çekilmek zorunda kalır ve belki bir noktada tamamen çöker. Ancak her inanan bu kadar basit şekilde inanmamaktadır.
Bu video ise bu hatanın tersini yapmaktadır:
“Artık açıklayabiliyoruz, o halde Tanrı’ya gerek yok.”
Bu da bir tür negatif “God of the gaps” mantığıdır. Oysa Tanrının varlığı ya da yokluğu, fenomenlerin bilimsel açıklamalarının olup olmamasına bağlı değildir.
Yüzyıllardır din felsefesi ve kelamla ilgilenen birçok ekol, Tanrı’nın kendi yaratımı olan yasalara (sünnetullah) uygun şekilde iş gördüğünü savunmaktadır. Hatta bu nedenle bilimle uğraşmak (en azından bazı dönemlerde), Tanrı’nın yüksek yaratma sanatını anlama çabası olarak kabul edilmiş ve çok değerli görülmüştür.
3) Kategori Hatası:
Birbirinden tamamen farklı mantıksal kategorilere ait şeylerin, sanki aynı türdenmiş gibi karşılaştırılmasıdır. Yani bir kavramın ait olmadığı bir bağlama veya açıklama düzeyine zorla sokulmasıdır.
Tanrı gibi metafizik bir varlıkla, abiyogenez gibi fiziksel bir süreci aynı mantıksal kategoriye koymak — yani biri açıklanınca öbürüne gerek kalmadığını varsaymak — açık bir kategori hatasıdır. Bu, ilgisiz şeyleri birbirinin alternatifi gibi ele almaktır.
Bir gün abiyogenezin tüm mekanizması çözüldüğünde bile bu (tek başına) Tanrı’nın varlığını ya da yokluğunu göstermiş olmayacaktır. Tanrı’ya inanmak ya da inanmamak, bu kadar indirgemeci bir mantıkla açıklanamaz.
---
Şahsi kanaatim: Dogmatik ya da fideist şekilde inananlar, inançlarını artık gözden geçirmelidir. İnanmayanlar ise kötü inanç örnekleri üzerinden genelleme yapma kolaycılığına ve yüzeyselliğine kapılmamalı; bu konularda biraz daha ciddi düşünmelidirler.
Bu konuyu önemli gören herkes ona zaman ayırmalı. (Elbette önemsiz bulanlar ayırmak zorunda değildir.) Ama en azından basit, yüzeysel ve hatalı yaklaşımlarını aleni biçimde paylaşarak utanç verici bir duruma düşmeseler iyi olur.
Unutulmamalıdır ki bu tür fikirleri felsefi ateistler de kabul etmemektedir. Bu tür argümanlar yalnızca kendilerinden daha sığ düşünen insanlar için ikna edici olabilir.
Yıllardır sosyal medyada “ağzı olan konuşuyor” hâli insanı mantıksal bir azaba sürüklüyor. Okullarda da öğrenciler, bazı sığ fikirlerle adeta zehirlenmektedir.
Kimya, biyoloji, fizik biliyor olmanız, her konudaki fikrinizi değerli kılmaz. “Dünyada” devasa bir din felsefesi literatürü vardır.
Ya okuyup ciddi düzeyde tartışın...
Ya da lütfen susun.
Ateizmin de, inancın da, felsefenin de bir onuru vardır, onu ayağa düşürmeyin.