Wintersonla ilk tanışmamız ‘Normal Olmak Varken Neden Mutlu Olasın’ kitabıyla başladı. Yazarın tatlı üslubu ilgimi çektiği için diğer kitaplarını da okumak istedim. Winterson konudan konuya atlayan, asi, cesur ve özgün tarzıyla benim kitaplığımda yer edindi. Yaşadığı zorlu çocukluğu dile getirdiği bu ilk kitabını da okumak pek keyifliydi. Yazar, cinsel yönelimini keşfettiği dönemi, bu süreçte annesiyle ve kiliseyle olan çatışmasını bununla baş edemeyince kaçışını, kendini kabullenişini fakat toplum tarafından kabullenemeyişini biraz sitem ederek anlatmış. Kilisenin, dinin toplum üzerindeki etkisini gözler önüne sererek zorlu çocukluk deneyimini okuyucuyla buluşturmuş. Cinsel yöneliminden kaynaklı şeytanlaştırılan, çeşitli ayinlerle içindeki şeytanı uzaklaştırmaya çalışan bütün bir güruha karşı o çocuğun içindeki sevgiye tutunması (tehlikeli arzu olarak nitelendirilen sevgiye) dönemine göre bir cesaret örneği. Jeanette bunu yüreklilikle yapmış görünüyor. Kendi sözleriyle ifade edecek olursam “Şimdi sert ve beyaz olmam gerekiyordu. Kışın, soğuk günlerde yer beyazdır sonra güneş doğar, buzlar erir.”Kim bilir belki de devam etmesini sağlayanda bu umuttu.