Cizvitler, Katolik Kilisesinin dünyaya açılma arzusu için;
-izlenecek yol haritaları,
-geleneksel çizgiden taviz vermeden modern insana ulaşabilme yöntemleri,
-yeni teolojik yaklaşımlar,
-dinler arası diyalog ve
-inkültürasyon ve implant uygulamalarına yaptıkları katkı,
-kısacası II. Vatikan Konsilinde oynadıkları önemli rol bakımından araştırmaya değer bir yapı.
Görünen o ki Cizvitler kendilerine özgü birçok özellikleriyle Vatikan'ın gözdesi ve en ateşli savunucuları olabilmişlerdir.
“İsa'nın Arkadaşları,
Tanrının Şövalyeleri,
Kilisenin Militanları,
Dünyanın Gezgin Azizleri “
olarak bilinen Cizvitlerin en özgün tarafı, kurucuları ve liderleri Ignatius'un bilgi ve tecrübeleri ile
askeri disiplin
ile
eğitimin gücünü
harmanlayarak oluşturdukları örgütlenme biçimidir.
Oluduğumuz bu kitap ile Cizvitleri dünya çapında bir cemaat haline getiren özellikleri ayrıntarıyla bulabiliyoruz.
Daha önceki Katolik tarikatların tecrübelerinden faydalanan Cizvitler;
itaat anlayışları ve özellikle
Papalığa özel itaat yeminleri, üyeliğe kabul ölçüleri,
cemaate kadınları almamaları, örgütlenme biçimleri,
teolojik yaklaşımları,
ruhaniyet anlayışları,
katı disiplin ve eğitim sistemlerinde uyguladıkları yöntemler ve
diğer özellikleri ile dikkat çekmişler ve zaman zaman takibata uğramışlardır.
Felsefe, teoloji ve pozitif bilimler alanındaki başarıları, yönetimlerle yakın irtibatları, elde ettikleri bilgileri cemaat lehine kullanma yöntemleri,
“amaç vasıtaları haklı kılar(makyavel) “
felsefesiyle çalışmaları onları birçok çevrenin ilgi alanına sokmuştur.
Cizvitlerin başarıları yanında onların eleştirilmelerine ve hatta takibata tabi tutulmalarına neden olan olumsuz taraflarından biri, elde ettikleri gücü ve şöhreti kullanırken meşru sınırların dışına çıkmalarıdır.
İşte bu açıdan ülkemizde de örnekleri görülen benzer yapıları analiz etmek için katkısı olabileceğini düşündüğüm bu kitabı okumak bence çok önemli.
Aslında kitabı okuduktan sonra çevremizde muğlak kalan bazı derayların daha görünür hâle geldiğini hissediyorum.
Masumiyet karinesi elbette ki başta hukuk kurumları olmak üzere hepimizin somut olarak dikkate alması gereken bir kavram ancak bu iç dünyamızda çıkarımlarda bulunmamıza engel değildir.
Farkındalık da bir insan hakkıdır.
Farkında olduğumuz şeyler bize güç katar.
Bu perspektifle okunduğunda bu kitap size çok şey katacaktır.