William Shakespear’ın trajedilerini okumaya devam ediyoruz.
Trajedi ismini en çok hakeden eserlerden belki de. Okuduğumuzda ‘Bir babanın başına bu kadar talihsiz olay nasıl gelebiliyor?’ diye düşünüyor insan.
Hikaye şöyle:
Yaşlanmış olan İngiliz Kral Lear, krallığını üç kızına çeyiz olarak dağıtmak istemektedir. Büyük olan iki kızına kendisini ne kadar sevdiklerini soran Kral Lear, onlardan çok yapmacık ve büyük iltifatlar işitir, etkilenir ve onlara büyük payları verir. Küçük kızı ise çok yapmacıktan uzak ve dürüst/içten bir evlattır.
Babası onu bu davranışından dolayı evlatlıktan red eder ve Fransa kralına çeyizsiz ve sahipsiz verir. Fransa kralı onu kabul eder ve götürür. Küçük kızını seven hizmetkarlarını da sınırdışı eder. Krallığını kızlarıyla evlenen kocalarına devreden Lear her ay bir kızının yanında 100 adamıyla kalacaktır. Kral Lear yetkilerini ve varlıklarını devredince kızlarının gözünde git gide değersizleşir ve sonunda kızlarının onu açlık ve yoksullukla başbaşa bırakması, onu eve almamaları ve ölüme terk etmeleri yüzünden delirme noktasına gelir. Kralın sınır dışı ettiği ve onu gerçekten seven hizmetlileri ise kıyafet değiştirerek onu sahiplenirler. Küçük kızı da Fransa’dan adamlarını görevlendirerek bir şekilde onu korumaya çalışır ve İngiltere’ye babasını kurtarmak için saldırı başlatır ancak yenilir Fransa. Kral Lear ve küçük kızı esir düşer. Ablaları ise kurdukları kötü planları başarıya ulaşamayınca bir birlerine düşerler ve birbirlerini öldürürler. Kral Lear İngiliz tahtının tekrar emin ellere geçtiğini görür ama aklı başında değildir tam olarak ve ölür. Küçük kızı da aldığı darbe ile ölür. Krallığa dürüst olan yakını geçer.
Yine insana yeniden bakış, yine görünenin aldatıcılığı, yine insanın ikili yapısı, yine derinlerden gelen mesajların yüzeye çıkma çabası ve trajedisi.
Okunacak eserlerden gerçekten.