Albert Camus´nun ölmeden önce üzerinde çalıştığı ancak bitiremediği romanıdır İlk Adam.
4 Ocak 1960´ta Camus, 47 yaşında, Paris´te geçirdiği bir trafik kazasında yaşamını yitirmiş ve çantasından bu romanın elyazmaları çıkmıştır.
Çamus’un biyografik romanı olarak ele almayı gerektiren bir roman.
Camus, Cezayir’de , yoksul bir ailede ve babasız olarak çocukluğunu geçirmiştir.
Çok uzun süre annesiyle birlikte babaannesinin evinde yaşamış, kişiliğinin hamuru bu kadınlar arasında yoğrulmuştur.
Herhangi bir bakış açıları da olmayan bu evdeki insanlar arasında içgüdüsel olarak hayata tutunma mücadelesini tanımış ama bununla yetinemeyerek dünyayı yaşı ilerledikçe sorgulamaya ve anlamlandırmaya çalışmıştır.
Tinsel bir gelişim imkanı bulamayan ve dinsel bir atmosferi de olmayan bu evde yoksulluğun yoksunluk olduğunun bilincine varan Camus, ilkokul öğretmeninin desteği ve yönlendirmesiyle okumayla ‘Kaos’u aşma yoluna girmiş ve karşımıza bir düşünür olarak çıkabilmiştir.
Camus’un biyografik romanını okurken çoğu noktada ortak noktalarımızın olması açıkçası beni çocukluğumu kadar götürdü ve duygulandırdı .
Albert Camus’u anlamak ve eserlerini doğru yorumlayabilmek için mutlaka okunması gereken bir eser.
Camus’un yaşadığı şartlarda da bir düşünürün çıkabildiğini görmek insanda umutlar yeşertiyor doğrusu.