Ceviz Ağacına Kar Yağdı, bir öykü kitabı. Kitaptaki öyküler çok şey anlatıyor ama bağırmadan, ajitasyona kaçmadan, kendini ispat etmeye çalışmadan. Hiç büyütmeden, ama kalbinin tam ortasına iliştirerek. Öykülerde zaman donuk, insanlar yorgun, duygular ise puslu bir sabah gibi. Bir şey olacakmış gibi başlıyor çoğu, ama bazen hiçbir şey olmuyor — ve işte en çok da o “olmayan” şeyle çarpıyor insanı. Bazı hikâyeler bittiğinde ne düşündüğünü bilemiyorsun. Ama birkaç saat sonra çamaşır asarken, otobüste camdan bakarken geri geliyor(benim için Zambaklı Adam tam da böyle bir öyküydü.). İşte orada anlıyorsun, bu kitap kolay unutulanlar listesinde değil, geç anlaşılacaklar listesinde yer alacak.
Kitapla ilgili en çok şaşırdığım şey bu kadar güçlü, katmanlı ve incelikli öyküler yazılmasına rağmen kitabın kıyıda köşede kalmış olması. Bu kadar az okunmasına, bu kadar az konuşulmasına hayret etmemek elde değil.
“Ceviz ağacına kar yağdı” diyor ya başlıkta… Sadece bir görüntü değil bu. Bir mevsimi, bir geçmişi, bir suskunluğu taşıyor içinde. Belki de biz o karın altında kalanı değil, sadece üstüne yağanı görmüşüzdür bugüne kadar.
Okurken dinlemek isteyenlere küçük bir öneri:
open.spotify.com/track/25zykbJGB...