6/10
·110 syf.··
2025 9. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 04 Haziran 2025 23:19
cengiz aytmatov'un 2025 yılında okuduğum sekizinci eseri. bu kitap aytmatov'un olgunluk döneminin parlak bir örneği olarak 1977 yılında yayımlanmıştır. ülkemizde genellikle 100-150 sayfa aralığında baskıları bulunan bu eseri, refik özdek'in çevirisiyle okudum. aytmatov bu kitabında okurunu uzak bir coğrafyaya taşıyor: nivih bölgesine. aytmatov'un anavatanı kırgızistan ile bu halkın yaşadığı sahalin oblastı arasında kuş uçuşu yaklaşık 6000-7000 kilometrelik bir mesafe var. bu eser, sovyetler birliği'nin uçsuz bucaksız topraklarının birbirine bu denli uzak iki kültürü nasıl buluşturabildiğinin adeta edebi bir kanıtı. nivih halkını araştırdığınızda, onların ne kadar usta köpek yetiştiricileri olduklarına dair bilgilere rastlarsınız; kitabın adı da bu kültürel özellikle derin bir bağ kuruyor. "deniz kıyısında koşan ala köpek", kısa fakat etkileyici bir roman. yine de aytmatov'un okuduğum diğer dokuz eserine kıyasla akıcılık bakımından beklentimin bir miktar altında kaldığını söylemeliyim. ancak bu durum, eserin edebi ve felsefi derinliğinden bir şey kaybettirmiyor. "iyi bir köpek, ıssız bir yerde kimseye görünmeden geberir." kitapta geçen bazı yerel kelimeler ve anlamları: * korung: koruyucu tanrı * atkış: dede * tlangila: güneydoğudan esen kuvvetli, soğuk deniz rüzgârı * kana kana: haydi haydi --- spoiler --- eser, toprağın yaratılış efsanesiyle başlar. nivih mitolojisine göre karaların nasıl oluştuğu anlatıldıktan sonra hikâyenin merkezine, annesi, dedesi (atkış) ve amcasıyla kuzey denizi kıyısında yaşayan küçük kirisk yerleşir. hikâye, bu ailenin büyük bir balık avı için acımasız denize açılmasıyla derinleşir. anlatının doruk noktası, denizin ortasında kaybolan ve hayatta kalma mücadelesi veren karakterlerin almak zorunda kaldıkları trajik kararlarla şekillenir. bu zirveden sonra gerilim yavaşça düşer ve küçük kirisk'in bu sarsıcı tecrübenin ardından hayatına dair aldığı kararla kitap sona erer. "deniz kıyısında koşan ala köpek", basit bir hayatta kalma hikâyesinin çok ötesinde, mitolojik ve felsefi derinliğiyle klişelerden sıyrılır. insan-doğa ilişkisi, fedakârlık ve ölümün kabullenişi gibi temaları oldukça özgün bir şekilde işler. aytmatov, bu eserinde olaylara ve karakterlerin iç dünyasına tamamen hâkim olan tanrısal (üçüncü tekil şahıs) bir bakış açısı kullanır. bu sayede sade ama bir o kadar da etkileyici bir anlatım tonu yakalar. eserdeki sembolizm oldukça güçlüdür. çocuk için yuvanın ve güvenin karşılığı olan "ala köpek" (aslında bir deniz foku), aynı zamanda yaşam ve ölüm döngüsünü, doğanın hem acımasız hem de koruyucu gücünü temsil eder. deniz yaşamın ta kendisiyken, ansızın bastıran sis ise bilinmeyeni ve kaçınılmaz tehlikeyi simgeler. özellikle dede ile torun arasındaki diyaloglar aracılığıyla aktarılan kadim bilgiler, kitabın felsefi boyutunu zenginleştirir. aytmatov'un diğer eserlerinde olduğu gibi, karakterlerin konuşmaları burada da son derece sade, duygu yüklü ve derindir. sonuç olarak "deniz kıyısında koşan ala köpek", aytmatov'un diğer kitaplarına göre daha felsefi bulduğum, fedakârlığı, ölümün kaçınılmazlığını ve yaşamın anlamını sorgulatan kısa ama unutulmaz bir eserdir. --- spoiler ---
Deniz Kıyısında Koşan Ala KöpekCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 20185,8bin okunma
·
61 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.