𝑮ö𝒌𝒕𝒆𝒏 üç 𝒆𝒍𝒎𝒂 𝒅üş𝒎üş. 𝑩𝒊𝒓𝒊 𝒎𝒂𝒔𝒂𝒍ı 𝒂𝒏𝒍𝒂𝒕𝒂𝒏𝒂, 𝒃𝒊𝒓𝒊 𝒅𝒊𝒏𝒍𝒆𝒚𝒆𝒏𝒍𝒆𝒓𝒆, 𝒃𝒊𝒓𝒊 𝒅𝒆 𝒔𝒆𝒗𝒊𝒑 𝒅𝒆 𝒔𝒆𝒗𝒈𝒊𝒔𝒊𝒏𝒆 𝒔𝒂𝒅ı𝒌 𝒐𝒍𝒂𝒏𝒍𝒂𝒓ı𝒏 𝒃𝒂şı𝒏𝒂...
Merhaba, bugün sizlere 𝕬𝖐 𝕾𝖚𝖑𝖙𝖆𝖓 kitabının yorumu ile geldim
Masalları hâlâ seviyoruz öyle değil mi?
Çocuklarımızda sevsin isteriz
O zaman size 𝑨𝒌 𝑺𝒖𝒍𝒕𝒂𝒏 hikâyesinden bahsedeyim
Bir varmış bir yokmuş diye başlar masallar
Çok uzak diyarlarda bir ülke varmış. Bu ülkenin padişahı halkına adaletli şekilde davranır, fakiri de koruyup kollarmış. Huzur dolu bir ülkeymiş burası.
Tabii padişahın da küçük bir oğlu varmış. Bu küçük şehzade zaman geçip büyüyünce güçlü kuvvetli, yağız bir delikanlı olmuş. Evlilik çağı da artık gelip çatmış. Ama şehzade kimseyi istemiyormuş.
Padişah, bir gün yanına şehzadeyi de alarak ava çıkmışlar. Şehzade, avcılıkta da oldukça becerikliymiş. Derken şehzade uzakta güzel bir geyik görmüş. Geyiğin peşinden gitmiş ama geyik bir taş sesi duyunca hemen kaçmış. Derede de kızların çamaşır yıkadığını görmüş.
Baktığı sırada kaşı, gözü çok güzel bir kız görmüş. Gördüğü kız Akkız'mış.
Akkız'da evin biricik kızıymış. Ailesi hayvancılıkla uğraşır, neresi sıcaksa da oraya çadır kurarlarmış.
Şehzade, kızın ailesi ile görüşmeye gitmiş. Akkız'da evlilik isteğini kabul edince, başlamış hazırlıklar Haber dört bir yana yayılmış.
Bu sırada kötü kalpli kadın, kendi kızının şehzade ile evlenmesini istiyormuş. Annesi ve kızı Akkız'a düğün hediyesi hazırlamışlar.
Akkız bu hediyeyi aldığı anda ortadan kaybolmuş
Akkız'a sizce ne oldu dersiniz?
Yazarımızın bir önceki eserini de kızımla birlikte severek okumuştuk, bu eserini de severek okuduk Çocuklar için tam bir masal kitabı Şehzade 'nin Akkız için mücadelesi nasıl sonuçlanacak merak ediyorsanız mutlaka okuyun, okutturun diyorum Kitapla ve sevgiyle kalın