·920 syf.····Okunma: 26 Temmuz 2025 21:25 @#Okudum
#KitapYorum
#GerçeğeDeğenİhtimal
#BakiCanEdipoğlu
#Sayfa6Yayınları
#Roman
#919Sayfa
Merhaba arkadaşlar,
Bugün sizlere, Sayfa6 Yayınları'ndan çıkan, Baki Can Ediboğlu’na ait, "GERÇEĞE DEĞEN İHTİMAL" isimli romanı tanıtmaya çalışacağım.
Baki Can Ediboğlu; "Gerçeğe Değen İhtimal" de sanki karekterleri kafasında önce tasarlamış, sonra da uzunca bir süre yaşatmış. Her anında onları yanında taşımış. uyurken, gezerken, hissederken, gülerken. Karekterler ön saflarda bir tiyatro oyuncusu gibi çıkacakları sahneyi beklemiş. Olgulaşıp, tamamlananlar rolünü başaryla ifa etmiş. Zaten Edipoğlu onlar gibi düşünmüş, bilinçleri çarpışmış, bir yerde bu dönüşümden gerçeğe en yakın haliyle sayfalarda can bulmuş.
İnsan ilişkileri, çarpık, kırışık ve buruşuk bir düzen, zoraki sürdürülen, evlilikler, aldatmaca aşklar, ezber tutumlar, mayası kaçmış sevdalar, güvensiz dostluklar, yüzeysel çalışma içerikli samimiyetsiz yüzler, bir okul, lise içi fanus benzeri görülmemiş renkler. Bu kavramların etrafında kalın derili maskeleri soyup derinlere inen bir yazar Ediboğlu. Neden, niçin, nasıl sorularına cevap arıyor. Bu ıstırap, sıkıntı, bozulma nereden geliyordu?
Bu yolculukla birlikte Türkiye’nin doksanlı yıllarından başlayıp günümüze dek yaklaşarak kendi kişiliğinin keşfine vakıf olamamış, farkındalığını, kimliğini bulamamış, kendi derinliğine inememiş, sığ kalmış insanların etrafındaki kavramlar, nesneler, özenler, yüklemler tarafından nasıl kuşatılıp, sarıldığını, dibe çekildiğini, boğulduğunu anlatmak isteyen Ediboğlu sizi düşündürürken, bilmediğiniz labirentlerin dönüş yolunu keşif ve seçim ekseninde gizemli kapıların varlığına göz atmanızı sağlıyor. Bunu yaparken kitabın anlatıcısı Ersini ve sevgilisi Ekini küçücük yaşlardan, çocukluklarından alıp otuzlu yaşların ortalarına kadar getiriyor.
"Gerçeğe Değen İhtimal" esas olarak, entropi konusunu irdeliyor.
Yani bozulma. En basit bir şekiliyle anlatılırsa doğal olan bir sistemin gitgide karmaşık hale gelmesi. Dünyanın kuruluşundan itibaren, yaşanan süreçler, dönemsel değişimler, gelişim, duraklama, çöküşle siyasi, teknoloji, psikolojik, tarihi, ailevi, toplumsal anlamda erimenin getirdiği düzen adım adım hayatın olgusunda entegre edilmiş.
Bu girift yaklaşım okuru bir yap boz sahasına itiyor.
Eser ile Ekim’in netameli aşkları, ergenliği, keşfetme duygusu, ölüm ve varoluş açmazları karşısında savunmasız kalışları, aile bireyleriyle çatışma ve çözülmeleri, en derin hisleri, kaçış, kayboluş ve yeniden varoluşları ustaca ele alınıyor.
Romanda doksanlar siyasetinin, bugünün temellerini atan unsurlarına da çocukluk anekdotları ekseninde tanık oluyoruz. Doksanlı yılların müzikleri, teknolojik aletleri, kullanımları, değişim ve gelişimleri, koalisyonlar Türkiyesi’ndeki çalkantılarda kültür ve televizyon dünyasının işlevlerine dair ayrıntıları detaylı şekilde bize sadece bir büyüme hikâyesi değil, ülkenin yürüdüğü yolu ören taşlara dair de ipuçları veriyor. Hükümet düşürdüğü, mafyanın siyaseti teslim aldığı, servetlerin el değiştirdiği yıllar…
Sonuçta belki de günlük hayatta katlanamayacağımız gerçekler hikâyede, romanda katlanılır hale geliyor. Bu kitapta olduğu gibi. İstenmeyen olgular, tasvipsiz izinler, yaşamın çakıl taşlı yollarında karşımıza çürüyerek çıksa da üzerinden atlayıp derin sularda boğulmadan geçen kulaçlar da atmak elimizde. Sınırsız duygular yaşatan bu roman hiçliğimize de
nokta atışlı göndermele yapıyor.
On iki mi on üç mü artık neyse o yaşımda bilmeye başladım ki ölüm ilk başta kokusuyla gelirmiş; o kokuyu alınca kelimeler, anlamlar kaybolur da geriye bilinçsiz bir yorgunluk hali kalırmış. (s.348)
İsmini söylemek, ismini söylediğimde senin duyduğunu bilmek emsalsiz bir huzurdu. (s. 270)
Bir cümle hafızamdaki boş bir oyuğa yerleşti: "Kader, yürüdüğün başı sonu belli bir yoldur." Bir başka cümlede onun peşinden geldi; "İrade yolu yıkar yenisini yapar."(s. 255)
Gücümüz yetse bir daha başlardık, birbirimize o kadar teşneydik ki, sen benden ben senden daha fazla içsem bu susamışlık, o bekleyişle dolu yıllar geçmezdi. Beklemek tuz gibiydi.. (s. 520)