Gönderi

Puan vermedi·294 syf.··
Beğendi
·
2025 14. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 27 Temmuz 2025 14:21
Kitabı okumaya başlamadan önce "kısa tarihi" başlığını gördüğümde bu kitabın beni hakkında okuduğum Köy Enstitüleri kitaplarından daha fazla besleyeceğini pek düşünmüyordum. Bu yanılgımı paylaşmak isterim. "Kısa tarih" dese de aslında bize Köy Enstitüleri'nin kuruluşundan önceki eğitim politikalarını, Millet Mektepleri'ni, Halkevleri'ni, Köy Enstitüleri öncesinde deneme olarak kurulmuş Eğitmen Kursları'nı, maarif bakanlarını ve onların anılarını anlatıyor. Daha önceden Saffet Arıkan, Mustafa Necati, Reşit Galip gibi bakanları pek tanımadığımdan Köy Enstitüleri'nin öncesini pek bilmiyordum. Bize çok bölük pörçük öğretildi bazı şeyler. Dört Tuğla hikayesi de kitabın içinde. İsmail Hakkı Tonguç'un eğitimi için uğraşı, mektuplaşma stili, resim-iş öğretmenliği dönemleri, daha sonrasında İlköğretim Genel Müdürü olması ve Anadolu'yu geze geze köy enstitülerinin yapılacağı yerleri kimi zaman arkadaşlarıyla kimi zaman yalnız tayin etmesini anlatıyor ayrıca. Tonguç'un bu gezintilerinin daha ayrıntılı halini oğlu Engin Tonguç'un yazdığı Umut Yolu kitabında bulabilirsiniz. Tonguç'tan sonra da Hasan Ali Yücel'e geçiş yapılıyor, eğitimi, başından geçenler, Köy Enstitüleri Yasa tasarısını meclisten geçirmeye çalışırken yaşadığı zorluklar ve her bir eleştiriye dönük verdiği cevaplar bulunuyordu. Enstitülerdeki eğitimler sırasında daha sonra yazar, entelektüel olan Talip Apaydın gibi kişilerin Çifteler'de müdürleri Rauf İnan'ın yaptığı konuşma, İnönü'nün köy enstitülerine olan ziyaretlerini de okuyoruz sayfa sayfa. Her bir köy enstitüsünde temelde "iş içinde, işle eğitim" sloganı işlese de aslında bulunan bölgeye, iklime ve ekonomik koşullara uygun teknik işler yapıldığını görüyoruz. Karadeniz'de, Beşikdüzü Köy Enstitüsü'nde balıkçılık, balık ağı onarma dersleri varken İzmir Kızılçullu'ya gelindiğinde zeytincilik, incir yetiştiriciliği gibi dersler bulunuyordu. Ayrıca Türkiye'de karma eğitim ilk kez Köy Enstitüleri ile uygulanmış. Vizyonu toplumu kendi içinden canlandırmak, üretimin nicelik ve niteliğini artırmak olan Köy Enstitüleri'nde 1936'larda o dönemde ülkenin büyük bir kesimi köyde yaşadığından ulusal bir eğitim kurumu oluşturmak şarttı. Buradan çıkacak köy öğretmenleri köyünde sadece öğretmen olarak kalmayacak, köyündeki insanlara kimi zaman doktor, kimi zaman okulda oluşacak teknik bir arıza, kimi zaman da ağacını aşılayamayıp ondan yardım isteyecek köylüye bir ışık olacaktı. İzlencesi (programı) genel olarak aynı olsa da izinler, ders saatleri bugünkü eğitim sistemimizdeki izlenceden çok farklı. Çalışma düzenleri, yapılan kooperatifçilik, başkanlıklar, kollar gibi etkinliklerle kendi içinde bir mikroevren gibi işleyen eğitim kurumları aslında bunlar. Öğretmeni, müdürü, öğrencisiyle birbirini besliyorlar; eleştiriler saygı çerçevesinde dinlenirken çocuklar demokratik, kendine saygı duyulan bireyler olarak yetiştiriliyordu. Kitap burada kalmıyor, kapatılış sürecini, o zaman yaşanan anıları, daha sonra eğitim sistemimizde yapılan köklü değişikliklerle nasıl bir bir onlardan uzaklaştığımızı da ele alıyor. Keyifle okudum, umarım size de katkı sağlar. Atilla Küçükkayıkçı Anılar ve Tanıklıklarla Köy Enstitülerinin Kısa Tarihi
1000k
Anılar ve Tanıklıklarla Köy Enstitülerinin Kısa TarihiAtilla Küçükkayıkçı · 1984 Yayınevi · 20203 okunma
·
55 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.