Atsız'ın cenazesinde imam helallik istemek için "Nasıl bilirdiniz?'' diye sorunca Fethi Gemuhluoğlu şu cevabı verir: "Hoca efendi! O musalla taşı, musalla taşı olalı böyle er kişi görmemiştir."
Yazar ve şair Yavuz Bülent Bakiler ise: "Gemuhoğlu Atsız'ı çok iyi tanıyanlardandır. Karacaahmet Mezarlığı'na kadar yanımda ve kolumdaydı. Atsız'ı yol boyunca o anlattı; ben ağladım." demiştir.
Atsız vefat edeli tam 50 yıl oldu. Fakat o musalla taşı hâlâ böyle bir er kişi görmedi.
Hüseyin Nihal Atsız'ı ne kadar yâd etsek azdır.
O dik duruşun, omurganın, tavizsizliğin ve ülkünün simgesiydi. Onun gösterdiği yolda, onun ektiği tohumlar bugün yeşermekte ve Türk Dünyası'na ışık tutmaktadır. Atsız bedeni ile bu dünyada, ruhu ile başka bir alemde yaşamıştır.
Bu riyakâr dünyada Atsız’ı farklı kılan ise, eserlerindeki derinlik ve ifade kalitesinin daha da ötesinde, bir karakter abidesi olmasıdır. Eylemi ve söylemi birdir, nettir. Fikri sabittir. Atsız'ı diğer şairlerden ayıran nadir özelliklerden birisi de, "Ne olur sev" diye yalvaran ümitsiz şairlerimizin aksine, "mutlak seveceksin" diyerek bizlere cesaret vermesidir.
Bir çırpıda okuğum "Yolların Sonu" şiir kitabıyla ilgili ise, söylenecek çok söz var ama zamanı değil! Varlığı ve kıymeti ile gönlümüzde ve kütüphanemizde en nadide yerini çoktan aldı bile...
Unutmadan;
"Vaktiyle bir Atsız varmış derlerse ne hoş,
Anılmakla hangi bir ruh olmaz ki sarhoş?"
Varolsun...
Hüseyin Nihâl AtsızYolların Sonu