Gönderi

Kemalizm- Diktatörlük- Sosyalizm
Kemalist diktatörlük, sözde demokratik, gerçekte askerî faşist bir diktatörlüktür. -İbrahim Kaypakkaya- Türkiye'de sosyalist sol hareketi ( Yön- MDD Ekseninin katkılarıyla) büyük oranda "solculuğunu" kemalizmin inayeti altında gerçekleştirmeye çalıştı. Bu ülkede emperyalizme karşı olunacaksa o da kemalist bir renkle olunmalıydı vs. Dolayısıyla 1970 lere kadar Kemalizmin Türkiye sosyalist hareketi üzerinde belirleyici bir etkisi olmuştur. İbrahim Kaypakkaya bu retoriği yerle bir ederek Kemalizmin doğrudan faşist bir diktatörlük olduğunu beyan eden öncü bir devrimci olmuştur. 19 Mart Fırtınası ile ortaya çıkan "Kaypakkaya" tartışmalarını bu minvalde ele almak gerekiyor.
··
376 Gösterim
1 Yorum
Ülkemizde sol ile Kemalizm iç içe, sol, halen bağımsız bir ideoloji değil. Herhalde bu durumda solun, "rejimin çizdiği sınırlar" dışına çıkma fobisi de var. Sol ile Kemalizm apayrı ideolojiler, ülke(bırakın ülkeyi sol camia bile) olarak bir türlü bunu ayırt edemiyoruz ya da ayırt etmek istemiyoruz. Paylaşım için teşekkürler Tayfun Bey.
Ben teşekkür ederim hocam güzel katkın için. Ben de ilaveten birkaç şey söyleyeyim o halde. Bu bahsettiğiniz "rejimin çizdiği sınırlar"da saplı kalmanın verili gerekçeleri var aslında. Tarihsel TKP'nin Kominternin uydusu gibi hareket etmesi dolayısıyla müstakil bir komünist hareket yaratamaması, Komünist hareketimizin doğduğu toplumsal rahmin böylesi girift bağımlılıklar içermesi M.Kemal'in de bunu dış politikada kullanmasını sağladı. Cumhuriyet gazetesi- Yunus Nadi ekibiyle manşetten "şu kadar komünist idam edildi" haberi geçilir SSCB'yi hizaya çekmeye çalışırdı bizatihi M.Kemal. Soğuk savaş döneminin manşetler üzerinden gerçekleşen diplomasi savaşında ne yazık ki bu girift tablonun bedelini ağırlıklı olarak Türkiyeli komünistler ziyadesiyle ödedi. Reel sosyalizm çözülene kadar M.Kemal'in dış politikada oturttuğu kapitalizmin ileri karakolu olarak Türkiye kopnseptinde Türkiyeli komünistler ve onların üzerinde sallanan sopa siyasal bir sembol olarak dizayn edildi. Komünistler bu iki başlılığı Türkiyelileşmek ve legal mücadele zeminine kavuşarak kırmak istediler. YÖN ve MDD tasavvurları bu çıkışı Kemalizmle uyum sağlayarak aşmak ya da Orducu Sosyalizm lafazanlıklarıyla yutturmak istedi. Tüm bunlar bugün yaşadığımız Türkiye solundaki garabetlerin de doğum lekesi olarak orta yerde duruyor. -Birkaç söz edip çekileceğim deyip sözü uzatmış olmam sanırım geveze olduğumu ele vermiş oldu :)- Ancak bu doğum lekelerinden kurtulmanın seçeneği ise rejimin çizdiği sınırları aşmanın da tek koşulu bağımsız devrimci bir sınıf hattı yaratabilmekten geçiyor. Çeşitli fabrika ve köylük alanlarda biriken öfkenin siyasallaştırılması, siyasallaşan bu öfkenin rejimin meşru sınırlarını aşacak bir devrimci programla buluşturulmasıyla mümkün gibi duruyor. Selamlar, sevgiler uzattığım için özür diler, katkın için de yeniden teşekkür ederim.
1 yanıtı göster
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.