·720 syf.··Beğendi
···Okunma: 27 Temmuz 2025 21:34 Hayatımda ilk defa spor romantizmi okuyan biri olarak ben bu kitaba ba-yıl-dım. Sürekli fantastik, epik fantastik derken bir anda böylesine sakin, hayal gücümü fazla zorlamaya gerek olmayan bir hikaye okumak beni sakinleştirdi resmen şu kavurucu yazın sıcağında. Bunda yazarın kaleminin çok çok büyük bir payı vardı.
Konusu basitleştirmek gerekirse liseli iki gencimizin çliekeş hayatı olunca betimleme konusunda çok durmamaya karar vermiş yazar. Mekan detayları oldukça sadeydi ve buna rağmen gözümde canlandı da. Kitap bir romantizme göre oldukça uzun ama neredeyse tamamı diyaloglar ve kısa duygusal düşünceler içerdiği için çok akıcı geçti. Hızlı okuttuğu için devamında ne olacağını da sürekli merak ettiriyordu.
Kitap spor romantizmi olmasının yanında oldukça slow burn bir hikayeye sahip. Çok yavaş gelişen bir ilişkileri var ikilinin. Hatta bazı yerlerde aynı şeyi tekrar okuyormuş gibi hissettim. Önemli bir olay yoksa benim bilmeme de gerek yoktu bence. ¯\(o_o)/¯ Kitabın sonu da öyle bir yerde bitti ki ilk kitapta hiçbir şey olmamış da her şey daha yeni başlıyormuş hissiyatı verdi bana. O yüzden ikinci kitabı için çok heyecanlıyım.
Ana kız karakter Shannon o kadar şirin ve saf bir kız ki (bazı yerler hariç) empati kurmanız çok kolay, liseli bir genç olduğu için duygu ve düşüncelerini sadeliğini anlamanız da aynı şekilde. Çektiği tüm acıları okurken ben çok duygulandım, sinirlendim yani resmen bir duygu karmaşasına soktu beni. Okulda gördüğü zorbalığı bir kenara bırakın, bu kız babasından çektiği işkenceyi hiç kimseden çekmemiş. Tek suçuysa, onca erkek kardeşinin arasında tek kız çocuğu olması.
Bazı insanlar belki de hiç ebeveyn olmamalı...
Shannon'ın babası bir alkolik, çalışmayan, eşinden aldığı parayı akşama kadar kumar oynayıp kaybeden bir varlık olduğu için ne derece kötü biri olduğundan bahsetmeye bile gerek yok. Ama ya annesine ne demeli... Belki de eşi yüzünden psikolojisi bozulmuş çocuklarını seven ama eşine de karşı çıkamayıp üstüne sevgisini eşinden asla sakınmayan(!) bir 'anne'. Psikolojisi bozuk olsa bile çocuklarına zarar veren bir babayı mantıken ya boşarsın ya evden kovarsın (sonuçta kendi parası) ya da çocuklarını başka bir yere taşırsın. Ama yok neymiş 'baban seni seviyor kızım sadece senin geleceğinden endişe ettiği için bazen sinirlenebiliyormuş' bana masal anlatma ablacım. Tüm seçenekleri eleyip çocuk esirgeme kurumuna gitsin bari diyorsunuz oraya da zaten gitmiş ama travma sebebi olduğu için ailesi geri almış çocukları. Gel de delirme... Yazar bir yandan toksik ilişkinin nasıl boyutlara ulaşabileceğini de örneklendirmiş aslında. Onları okuduğum her saniye irrite oldum.
Bir de kızımızın abisi Joey var. Her ne kadar Shan'ı koruyup kollayan, lafını da yumruğunu da esirgemeyen bir abi olsa da arada bir vazgeçişleri mi ya da iki yüzlülüğü mü denir bilemedim ama kız kardeşini 'ben artık dayanamıyorum eve dönemem' tripleriyle ortada bırakması beni ayrı bir sinirlendirdi. Joey bir yol seç, oradan dümdüz devam sana zahmet!
Shannon'ın aile ilişkisinden ziyade arkadaşlarıyla olan ilişkisi çok çok güzeldi. Özellikle okula gelir gelmez küçüklük arkadaşlarının ona sahip çıkması ve koruyup kollamaları beni çok duygulandırdı. İnsanın kötü zamanlarında da tutunabileceği birileri olduğunu bilmesinin verdiği rahatlığı Shannon'ın bu iki arkadaşı bize çok güzel bir şekilde gösterdi.
(♡ω♡ ) (Claire &Lizzie)
Son olarak Johnny Kavanagh... Güvenli liman desem daha doğru olur. (✿ ♡‿♡) Ergenlik çağında bir delikanlı için gerçekten çok olgun biriydi. İş kavgaya gelince ve Shan'ı korumaya gelince tabi ki biraz aşırı davranıyordu ama bu korumacı tavırları bile normal geliyordu bir yerden sonra. Shan'ın kapalı kutu gibi olmasına rağmen Johnny'nin hareketleriyle bile ona güvende olduğunu hissettirmesi inanılmaz bir duyguydu. İkilinin ilişkisine de bayıldım. İkisinin de hem kendilerine hem birbirlerine bir türlü itiraf edemeyişleri beni biraz usandırdı orası ayrı.
ŞİMDİ KİTABIN EN ÖNEMLİ HATASINDAN BAHSETMEK İSTİYORUM...
Kitap genç-yetişkin kategorisinde bir eser ve smut içerik yok aslında. Fakat kitabın içindeki argo kelimeler, hayatım boyunca duymadığım küfürler, aile içi şiddet, cinsel imalar ve bu konuda önceden yaşanmış olaylar hakkında detay veriyorsa o kitap genç yetişkin kategorisinde olamaz, olmamalı. Benim de liseye giden bir kardeşim olduğu için şahsen bu kitabı onun okumasını asla istemem. Yabancılarda bu durumun ne kadar normal olduğunu söylememe zaten gerek yok fakat madem bizim ülkemizde böyle bir eser çevriliyor en azından sahibi olan yayınevinin kitabın içerisinde bir uyarıda bulunmasını beklerdim. Ya da daha da iyisi yapılabiliyorsa eğer kategorisinin değiştirilmesini isterdim. Okurken bazı yerlerde nevrim döndü o derece yani.
Kısacası bu sorunu hariç içinizi kıpır kıpır yapabilecek bir lise aşkıydı. Dinamik karakterleri, hem gülecebileceğiniz hem duygulanabileceğiniz, ben de lisedeyken böyle miydim ya diyebileceğiniz, hem acı dolu hem küçük küçük mutluluklarla dolu bir hikayeydi. Sayfa sayısının çok oluşu sizi korkutmasın o yüzden. Ben en başında söylediğim gibi bayıldım. Hız kesmeden ikinci kitabına başlıyorum. (ノ≧∇≦)ノ