Puan vermedi·160 syf.····Okunma: 28 Haziran 2025 21:51 “Ateş denizinde mumdan gemiler yüzdürmek hepimizi yormadı mı?”
Bu cümleyi ilk kez #kızılgoncalar dizisinde duydum. O kadar güzel bir diziydi ki birçok şeye araştırma ve öğrenme isteği duydum. Dizi sonrası sosyal platformlarda yapılan floodlarda, ses odalarında. Bu zamana kadar bu isteğe erişmemek de benim ayıbım olsun.
Başta yazdığım cümleden sonra Hüsn-ü Aşk’a ait olduğunu öğrendim. Okumalıyım dediğim zamanda da çizgi romanının çıktığını gördüm. İlk okumayı da bu şekilde yapmış oldum.
Konusuna gelecek olursak; Sevgioğulları kabilesinden iki seçkin can, tuhaf bir gecede dünyaya gelir. İlahî nurun dünyadaki yansıması Hüsn ve ebedî aşkın temsilcisi Aşk.
Hüsn’e kavuşmak için Kalp diyarına gidip Kimyayı bulmak zorunda olan Aşk, çıktığı yolculukta türlü mücadelelere girişip nice badireler atlatacak; kâh karanlıkların dibindeki kokuşmuş devin esiri kâh salyaları akan cadıya yem olacak. Hüsn için, gam çölünde mecnun gibi gezecek, atıyla tereddütsüz ateş denizine dalacak.
Peki, bu zorlu mücadelelerin sonunda Aşk, Hüsn’e ulaşabilecek mi? Yoksa bu yolculuk onu bambaşka bir hakikate mi ulaştıracak?
Her unsurunda tasavvufi bir anlam taşıyan bu kitabın birçok okura ulaşması dileğiyle :)