·224 syf.····Okunma: 27 Temmuz 2025 19:49 Polisiye roman denildiğinde akla gelen ilk isimlerden biri Ahmet Ümit. Onun ilk okuduğum kitabı Sis ve Gece olmuştu ve bu kitaptaki derinlik ile sürükleyicilik beni oldukça etkilemişti. Bu güvenle Aşkımız Eski Bir Roman kitabına başladım.
Kitap, üç ayrı hikâyeden oluşuyor ve her birinde soruşturmaları yürüten ana karakterimiz Başkomiser Nevzat karşımıza çıkıyor. Hikâyeler kısa olmasına rağmen, bazen sadece beş sayfada o kadar çok şey yaşanıyor, o kadar akıl almaz şeyler oluyor ki... Üstelik Ahmet Ümit, yine hiç beklemediğimiz kişileri suçlu çıkararak bizi şaşırtmayı başarıyor. Evet, bazen insan bir anlık öfke ya da kalp kırıklığıyla neler yapabiliyor, değil mi?
Özellikle üçüncü hikâyede aklıma takılan ve beni en çok etkileyen soru şu oldu: İnsan sevdiği, âşık olduğu kişiyi öldürebilir mi? Aşk insana yaşama gücü verir, gerekirse kendinden feragat ettirir, hatta her şeyin üstesinden gelmesini sağlar. Ama bir de işin karanlık yüzü var; bazen aşk, insanı düşünmekten alıkoyup sadece kalbinin sesiyle hareket ettirir ve karşı tarafın ihaneti, tüm bu duyguları yerle bir ederek aşkı nefrete dönüştüren en yıkıcı şeye dönüşebilir.
Doğrusunu söylemek gerekirse, üç hikâyeyi de bayılarak okuduğumu söyleyemem; fakat her birinin verdiği ana fikir beni etkiledi. Yine de, bu kitap Sis ve Gece kadar tatmin edici değildi. Bana kalırsa bu kitabın okurları için en merak uyandıran kısım, cinayetlerin nasıl işlendiği ya da neden işlendiği değil. Asıl mesele Başkomiser Nevzat. Kim bu Nevzat? Üç hikâyede de hayatında bizden gizlediği, kimseyle paylaşamadığı bir sır olduğu hissediliyor. Keşke bunu öğrenebilseydik…