·272 syf.··Beğendi
···Okunma: 27 Temmuz 2025 23:42 bundan bir kaç ay önce anneannemin babaannemin ve dedelerimden birinin arnavut olduğunu öğrendim. doğrusu şimdiye kadar hiç merak etmemiştim . ta ki bir gün bir duygumun peşinden dayıcığıma sorduğum soruyla arnavutluğum tescillenmiş olana kadar. hayatım boyunca milliyet ve etnik köken merakım olmadı. üstelik özellikle ergenliğimde baba tarafımın sürdürmeye çalıştığı koyu ve cinsiyetçi adetleri daraltıcı bulduğum için mümkünse kökene dair her şeyden uzak durmaya çalıştım.
fakat bir süredir memleket denilen toprakları, oralara dair yazılanları merak etmeye de başlamadım değil.
vatanım yugoslavya böyle bir zamanda karşıma çıktı. hikaye yugoslav halk ordusunda görevli sırp kökenli bir subay ile slav kökenli bir kadının evliliğinden doğan vladan’ın ağzından anlatılıyor.
11 yaşındaki vladan anlatmaya babası ve annesinin tanışmaları, evlenmeleri ile başlıyor . sonrasında hikaye 1991 yılında yugoslavya iç savaşının çıkışı ile çöküşü arasında geçen zamanda ailenin hayatının alt üst oluşunun üzerinden ilerliyor. kargaşa içindeki ülkede ordudaki görevine geri dönmeyi seçen ve görevi gereği ortadan kaybolan asker baba, bu durumda yalnız ve ne yapacağına karar vermeye çalışan zorda kalmış bir kadın ve kendini yalnız hisseden korkmuş bir çocuk vladan.
Vladan bize paramparça olmuş kocaman bir ülkede yaşayan insanların yaşamlarına, birbirlerine, bakışlarına dair çok şey anlatıyor. arnavutlar, sırplara, onlar hırvatalara dair ne düşünüyor nasıl davranıyorlar, kurgunun içinde resmi tarih kitaplarında okuyamayacağımız neleri neleri öğreniyoruz .
aradan 17 yıl geçtikten sonra vladan artık bir yetişkin olarak babasını aramaya karar veriyor. bu arayış içerisinde annesinin yaşadığı zorlukları ondan dinlemesi, babasının işlemiş olduğu savaş suçları gibi meselelerle karşı karşıya kalıyor. sonra ne mi oluyor?
babanız savaş suçu işlemiş, insanların ölümüne sebep olmuşsa onu affeder miydiniz? sorusu demokles’in kılıcı gibi tepenizde sallanırken kitabı bitiriyorsunuz.