Puan vermedi·672 syf.····Okunma: 28 Temmuz 2025 05:36 Seriyi okumak isteyenlere tavsiyem fazla ara vermeden okuyun. Geniş kapsamlı, ayrıntılı ve çok fazla karakterin olduğu bi kurgu çoğu karakteri olayı hatırlamama rağmen bi çoğunu da hatırlayamadım. Geriye dönüp bakmak zorunda kaldım ve bu beni yordu.
Yazar kitabı çoklu anlatıcı üslubuyla yazmayı tercih etmiş. Darrow, gama kızılı Lyria, eski
Ares'in oğlu Ephraim ve Lune hanesinin varisi Lysander tarafından anlatılıyor. Kötü değildi ama ben pek sevemedim. Lysander'in anlattığı kısımlar sıkıcıydı yada sabah şövalyemiz Cassius cok pasiflestirildiği için bana öyle geldi. Ephraim anlattığı kısımlar çok eğlenceliydi. Lyria'yı okurken de üzülmekten yoruldum.
10 yıllık bi zaman atlamasıyla başlıyor kitap ve bu süreçte Cumhuriyet kurulmuş savaşlar devam ediyor ve bu yüzden Cumhutiyetin gerektirdiği eşitlik özgürlük kısmen yerine getirilmiş. Pembeler yine seks kölesi, obsidiyenler ölüm makinesi, griler ve diğer bütün renkler hangi köle sıfatında eğitildiyse aynı düzen devam ediyor. Altınlar yine baştacı sırf bi altın istedi diye bi kızıl gözaltına alınabiliyor. Cumhuriyet, madenlerde ki sefalet ve ölümden kurtardıkları kızılları kamplarda ki sefalet ve ölüme terk etmiş. Renkler bile kendi içinde birbirini öldürüyor. Darrow doğru bildiklerini yapmak uğruna düşmanlarına benzemeye başlamış ve düşmanlarının son hamlesiyle de ok yaydan çıktı.
Demir Altın tempo olarak dört kitabın içinde en düşük olanı. Severek okuduğum bi seri ama ilk üç kitabı okuduğum heyecanla okumadım. Karanlık Çağ'ın alt yapısını oluşturmaya çalıyor diye kendimi teselli ede ede okudum ve acısının çıkacağından şüphem yok. Uluyanların Darrow'un karşına geçip onu eleştirip suçlayıp herşeyi saydırdıktan sonra "Yaşasın Azrail" dedikleri gibi bende keyifli okumalar diyip
"YAŞASIN AZRAİL" diyorum.