Uzun zamandır bu kadar ters köşe olduğum bi kitap olmadı. Yazarı hiç tanımadığım ve okuduğum ilk kitabı olduğu için fantastik bir kitap mı yoksa değil mi anlamaya çalışmak da bu kadar ters köşe olmama sebep oldu aslında ama yine de böyle bir sonu beklemezdim.
-spoiler-
Gevigne eğer bu dedektiflik işini aklı başında bir adama verseydi kesinlikle amacına ulaşırdı ama zaten normal olmayan Flavieres’e verince olaylar karışmış. Madeleine intihar ettiğinde Flavieresin onu orada öylece bırakıp kendini düşünmeye başlaması ve sırf kendine gülünmesin diye sözde aşık olduğu kadının ölmüş olduğunu bir anda kabul edivermesi beni delirtmişti. Kitabın ikinci kısmında senelerce aklına takılmış olmasına ve böyle hasta bir manyağa dönüşmesine sevindim bile çünkü gerekli olan kapanışı zamanında yapmadı ve bir yas hali görmedik. Kitabın sonunda Soğuk Ter ise sözde Madeleine’in tamamen rol yaptığını, Flavieres’i hiç sevmediğini öğrenen ve boşuna bu takıntıyı geliştirdiğini gören manyak dedektifimizin bi anda egosunun incinmesi ile kadını öldürüvermesini görüyoruz. Ulan Flavieres sen değil miydin sevdiğin kadın intihar edince ayakların popona vura vura üstüme kalmasın aman! ya bana gülerlerse diye kaçan, bu kadının seni boğması lazımdı asıl. Senin neyini sevsin bu kadın.
Neyse kitaba dönersek güzel kurgulanmış ve çok akıcı bir kitap. İnsana ne katıyor diye düşünürsek de alacağımız tek yanıt sanırım ‘hayatınızda bir şeyi takıntı yapmaya başladığınızı fark ederseniz hızla sebebini düşünüp bulun ve bunu çözün. Yoksa olayın nerelere varacağını asla kestiremezsiniz. Hırsınız ve egonuza yenilmeyin’ diyebiliriz. Hem Gevigne hem de Flavieres için geçerli bir çıkarım
Soğuk TerPierre Boileau · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024270 okunma