·1002 syf.··Beğendi
···Okunma: 28 Temmuz 2025 15:42 Freud'a göre dünya edebiyatının üç başyapıtından biri olan (diğerleri Sophokles'in Oedipus Rex'i ve Shakespeare'nin Hamlet'i) bu dev roman, pek çok incelemesi yapılmış, pek çok çalışmaya konu olmuş bir eser.
Ayrıca Tolstoy'un ömrünün son zamanlarında inzivaya çekildiğinde yanına aldığı tek kitap olduğu söyleniyor.
Böyle bir eseri incelemek haddim değil diye düşünüyorum. Ben edebiyat dünyasında çıplak ayakla gezinmeyi seven bir sade okurum. Okuduklarımla ilgili naçizane izlenimlerimi aktarıyorum ulaşabildiğim zihinlere.
Eser Dmitri, İvan, Alyoşa bir de gayri meşru oğul Smerdyakov ve şehvet düşkünü, kötülüklerin öznesi, bencil, alaycı bir baba olan Fyodor Pavloviç ailesinin yani Karamazovların odağında; göz göre göre işlenen bir cinayeti, dönemin Rus toplumuna yöneltilen yargıları, Hristiyanlık dünyasının değer yargılarına göndermeleri ve insan ruhunun derinliklerine inen karakter yaratımlarını işleyen psikolojik yönü ağır bir kitap.
Ki bu noktada ulaştığım Freud'un şöyle bir alıntısına yer vermeliyim:" Eğer Dostoyevski olmasaydı psikanaliz biraz beklemek zorunda kalacaktı."
Biraz oğulların karakterlerinden bahsedip olaylara hiç girmeyeceğim zira anlatmakla bitmez.
Dmitri; başarılı bir subay, babasıyla aynı kadına aşık, kıskanç, aklından çok yüreğiyle hareket ediyor ve babasına benziyor. İvan; ailenin en zekisi, felsefeye meraklı, ateist, sonunda deliriyor ve kafasında yarattığı şeytanla konuşuyor. Alyoşa; yüce ruhlu insan, melek, inançlı ve saf.Smerdyakov; gayri meşru oğul, sevgisiz büyümüş dışlanmış sadist bir ruha sahip, sinsi.
Dostoyevski’nin, roman karakterlerinde insanı tam bir çıplaklıkla gösterebilme gücü beni çok etkiliyor sanırım bu yüzden çok seviyorum kalemini.
İşte bin küsur sayfalık roman, temelde bu ailenin etrafına örülmüş diğer karakterlerle beraber müthiş bir edebiyat hazinesi, entelektüel bir davet.
Henüz okumamış kitap kurtlarına şiddetle tavsiyemdir.