Puan vermedi·250 syf.····Okunma: 18 Eylül 2023 17:15 Deb Dana’nın Terapide Polivagal Teori: Ruhsal Düzenlenmenin Ritmine Uymak adlı kitabı, Stephen Porges’in geliştirdiği Polivagal Teori’yi terapi dünyasına pratik bir şekilde taşımayı amaçlayan önemli eserlerden biri olarak öne çıkıyor. Özellikle travma temelli çalışan terapistlerin ilgisini çeken bu kitap, sinir sisteminin düzenlenmesi, vagus siniri yoluyla duygusal denge kurma ve bedensel farkındalık gibi konuları sade bir dille ele alıyor. Ancak kitabı bitirdiğimde hem beğendiğim hem de eleştirdiğim birçok nokta olduğunu açıkça söyleyebilirim.
Kitabın en güçlü tarafı, teoriyi aşırı akademik bir dille boğmadan, uygulamaya dönük anlatması. Sinir sistemi haritalama, vagal merdiven, düzenleme ritmi gibi araçlar seanslarda kullanılabilecek somut teknikler sunuyor. Deb Dana’nın terapötik ilişkiyi teorik bilgilerle birleştirirken kullandığı örnekler, özellikle yeni başlayan terapistler için oldukça yol gösterici. Okurken, bu yöntemleri kendi pratiğime nasıl dahil edebileceğimi sık sık düşündüm.
Ancak kitabın ciddi bir handikapı var. Polivagal Teori gibi nörobiyolojik temellere dayanan bir kuramdan bahsediliyor olmasına rağmen, bilimsel altyapı oldukça yüzeysel işlenmiş. Teoriyi detaylıca öğrenmek isteyenler için bu durum büyük bir eksiklik yaratıyor. Kitabın akademik derinliğe girmemesi, okuyucunun konuyu yüzeyde bırakmasına sebep olabiliyor.
Bir diğer dikkatimi çeken konu ise, Deb Dana’nın yaklaşımının zaman zaman aşırı iyimser olması. Sinir sistemini düzenlemek önemli olsa da, bunun her zaman tek başına yeterli olduğu algısı bana fazla basitleştirici geldi. Özellikle karmaşık travma vakalarında veya ağır psikopatolojilerde bu yaklaşımın sınırları daha çok tartışılmalıydı. Kitapta bu tür zorluklara fazla yer verilmemiş olması, gerçek terapi süreçlerinin zorluklarını bilen biri olarak beni rahatsız etti.
Vaka çeşitliliği konusundaki eksiklik de göze çarpıyor. Kitap, daha çok kaygı, travma sonrası stres gibi konulara odaklanıyor. Oysa kişilik bozuklukları, disosiyatif bozukluklar gibi daha kompleks tablolar üzerinde Polivagal Teori’nin nasıl uygulanabileceği tartışılmamış. Bu durum, kitabın kapsayıcılığını daraltan bir unsur olarak dikkat çekiyor.
Genel olarak değerlendirdiğimde, Terapide Polivagal Teori kitabı Polivagal Teori’yi terapi pratiğine taşımak isteyen terapistler için iyi bir başlangıç kaynağı. Ancak teoriyi derinlemesine kavramak isteyen ya da klinik çeşitliliği daha geniş çerçevede ele almayı bekleyenler için yetersiz kalabilir. Kendi deneyimimden yola çıkarak bu kitabın, Stephen Porges’in orijinal eserleriyle birlikte okunması gerektiğini düşünüyorum. Bu sayede teoriye daha sağlam bir zeminle yaklaşmak mümkün olur.