Kesin İnançlılar Merhabalar bugün sizlere Eric Hoffer'ın Kesin İnançlılar kitabını yorumlamaya çalışacağım.
Yazar Hoffer, 1902 yılında Yahudi bir Alman ailenin tek çocuğu olarak dünyaya gelmiş. 5 yaşındayken annesini 7 yaşındayken ise görme duyusunu kaybetmiştir. 15 yaşında ise tekrardan görmeye başlamış ve bir daha kör olma korkusuyla her fırsatında okumaya adamış kendini üstelik hiçbir eğitim almadan.
"İzmler idrakimize giydirilmiş deli gömlekleridir." der Cemil Meriç. Peki bu durum nasıl karşımıza çıkar hemen anlatayım:
Herhangi bir düşünceye saplanıp kalmak, o düşüncenin yanlışlarını görememek veya görmezden gelmek.
Kendi kişiliğini bir kenara bırakıp bir fikir çatısı altında sadece topluluklar içinde var olabilenler.
Önce yaşamında hüsrana uğrayıp ardından bu hüsranı farklı şeylerle bastırmaya çalışanlar.
liste daha da artırılabilir. İşte tüm bunlara Eric Hoffer güzel bir ad koymuş "Kesin İnançlılar".
Hoffer'a göre hangi ideolojiye bağlı olursanız olun dini, politik ya da sosyal tüm kitlesel hareketlerde benzer yapılar ve insan profilleri vardır. Kitlesel hareketler mantıktan çok kalbe hitap eder. (Kitabın kapağındaki resmi şimdi daha iyi anlayabiliyorum.) Peki daha çok kalbiyle hareket eden kimlerdir? Bu soruya cevaben aklıma kimlik arayışındaki ergenler geliyor. Onlar tam da kesin inançlıların ağına düşecek kurbanlar desek hatalı olmaz.
Bu kitabı okurken ülkemizle alakalı pek çok şey aklıma geldi. Örneğin; tarikatlar, futbol takımları ve politik gruplar. Bunlar bir aidiyet ihtiyacı ve kimlik arayışının sonucu olarak karşımıza çıkar. Buradakilerin var olması için de düşman taraf ve kutuplaştırma olmazsa olmazdır.
Ülkemize baktığımızda ise pek çok kesin inançlıya rastlıyoruz. Holiganlığa giden taraftarlık, kendinden olmayan topluluğu fikri ne olursa olsun dışlamak - ötekileştirmek, lidere mutlak itaat. İşte bunlar bizim idrakimize giydirilmiş deli gömlekleri...