Gönderi

Başkomiser Eray'la tanışın
10/10
·302 syf.··
2025 60. kitabı
Sabri Saydam Şeytanın Gözleri "Şeytanın Gözleri" yönetmen, senarist ve yazar Sabri Saydam'ın ikinci kitabı. Herdem Polisiye etiketiyle çıkan kitabın editörlüğünü yazar Emel Aslan üstlenmiş, kitabı yayına hazırlayan yazar ve editör Gencoy Sümer. Kitabın ilk sayfalarında Sabri Saydam'ın kitabı hakkındaki duygu ve düşünceleri ve teşekkürleri ve ardından Gencoy Sümer'in önsözü karşılıyor okuru. Üçleme olacağı önceden belirlenmiş polisiye hikâyeler serisinin ilk kitabı olan "Şeytanın Gözleri" daha ilk sayfalarda hayata veda etmiş olduğunu okuduğumuz Başkomiser Eray Gürhan'ın anı defterlerinden derlenmiş vaka hikâyelerinden oluşuyor. Vakaların hikâyeleştirilmesi işi Başkomiser Eray'ın, kitapta kimliğine dair hiçbir ipucu verilmeyen eski yardımcısı bir komiser tarafından yapılıyor. Gizemli anlatıcı başkomiserinin annesi Vuslat Hanım'dan vaka defterlerini ve en önemlisi Başkomiserin özel hayatından kesitlerin yer aldığı hatıra defterini alıp heyecanla ilk sayfayı açmasıyla Başkomiserinin hiç bilmediği dünyasına ilk adımı atıyor. Gizemli Komiser defterleri okudukça, Başkomiserinin vakalara bakış açısına, çözüm şekillerine, hayat hikayesine, özel hayatındaki iniş çıkışlara, ikilemlerine, hesaplaşmalarına bazen hayretler içinde, bazen hüzünle şahit oluyor. Kitaptaki sekiz öykünün oluşması da bu şekilde gerçekleşmiş oluyor. Her öykü bir vakayı anlatıyor ve her öykü birbirinden bağımsız gibi görünse de aslında sıkı sıkıya birbiriyle bağlantılı bir şekilde ilerliyor. Sabri Saydam'ın sinemacı kimliğinin yanı sıra, adım adım ilerlediği polisiye yazarlık serüveninde ilk kitabı 4(DÖRT)'te yakaladığı başarıdan sonra çıtayı daha da yukarıya taşıdığının ispatı olan Şeytanın Gözleri'ni herkese tavsiye ederim. ÖYKÜLER: ÇADIR: Emekli Büyükelçi Sulhi Nadir Çalahan, eşi Dürdane, kızı Sibel, kız kardeşi Leman ve hizmetçisi Lena evinin geniş salonunun üçte ikisi büyüklüğünde şeffaf, naylondan bir çadırın içinde öldürülmüş olarak bulunur. Başkomiser Eray ve yardımcısı Filiz bu soruşturmanın derinlerine indikçe görünenin ardındaki sırlar da bir bir ortaya çıkar. NEVESER: Başkomiser Eray'ın yakın arkadaşı Profesör Semih Yarka'nın, Başkomiserin de hayran olduğu hatta hayranlıktan bir adım önde duran, güzeller güzeli karısı Neveser evde öldürülmüş olarak bulunur. Bu durum sadece karısının cesediyle karşılaşan profesörün değil Eray'ın da üstesinden gelmekte zorlanacağı bir acı olacaktır. Komiser yardımcısı Filiz ve Başkomiser Eray bu vakada hayatlarının sınavından geçerken bir yandan da birbirlerine karşı hissettikleri duyguları sorgulamaya başlarlar. KÜF KOKULU BATTANİYE(LER): Gizemli bir kadın cesedi, eski ve küf kokan bir battaniyeye sarılmış olarak, bir gecekondu mahallesindeki boş bir arsada bulunur. Kadının çıplaktır ve sol kulağı kesilmiştir. Aradan üç gün bile geçmeden bir ceset daha bulunur ve aynı şekilde o da çıplak, kulağı kesilmiş, küf kokan battaniyeye sarılmıştır. Soruşturma içinden çıkılmaz bir hal alırken, Eray Başkomiser farklı bir olayı daha deşmeye başlar. ŞEYTANIN GÖZLERİ: Bir sinema salonunda, alelade hatta sıkıcı bir filmi izlerken aynı anda kalp krizi geçrierek ölen dört kişinin vakasında Eray Gürhan'ın işi daha da zorlaşmıştır zira maktullerin korkudan öldükleri tespit edilmiştir. İzledikleri filmde korkmalarına sebep olacak küçücük bir sahne bile yokken neden başlarına böyle bir olayın geldiğinin sırrını çözmek kolay olamyacaktır. KIZIL GELİNLİK: Bir genç kız kendi düğünün yapıldığı bir düğün evinde, kendi odasında kalbinden bıçaklanmış olarak bulunur. İlk bulgularda genç kızın katiline direnmediği belirlenir. Bu da genç kızım ölmeyi istediğini düşündürüyordur. Damatla ve ev halkıyla yapılan görüşmelerden elle tutulur bir delil elde edilemese de Eray Başkomiser işin ucunu bırakmaz ve yine keskin tahmin gücü ona doğru yolu gösterir. SÜTANNE: Çok sevdiği süt annesinin vefat haberiyle yıkılan Eray Başkomiser sütannesinin yaşadığı Tekirdağ'ın Malkara ilçesine bağlı Başpınar köyüne gider. Cenazeye katılıp anne yarısına son görevini yapmaktır niyeti fakat olaylar orada da yakasını bırakmaz ve mezarlıkta ilginç bir vaka karşılar Eray'ı. Eskiden birlikte çalıştıkları meslektaşı Haluk ve Olay Yeri İnceleme görevlileri iki mezarın başında araştırma yapıyorlardır. Bu garip tedadüften sonra meslektaşı Haluk olayı anlatır. Bir miras sorunu yüzünden açılması gereken mezarlar açılmış fakat içlerinin boş oldulu görülmüştür. Eray Başkomiserin bu gizemli vakaya el atması gerekecektir. ÇOCUKLUĞUM ÖLDÜ: Başkomiser Eray daha önceki vakaların birinde, yirmi yıldır görmediği çocukluk arkadaşı ve kan kardeşi Agop Krikyan'la karşılaşmış, aralarındaki kopmaz bağ o günden sonra daha da sağlamlaşmıştır. Kaybolan yılların acısını çıkarırcasına dostluklarını sürdürmeye devam ederler. Günlerden bir gün kan kardeşi Agop'un intihar ettiği haberi gelir. Eray'ın buna inanmaya hiç niyeti yoktur. Tanıdığı Agop canına kıyacak bir adam değildir. Tüm deliller intiharı işaret ediyor olsa da o bu ölümün ardında bir cinayetin gizlendiğine inanır ve araştırmaya başlar. EL ELE: İki gencin cesetleri kıyıya vurmuş olarak, deniz kenarında bulunur. Maktuller ikişer kurşunla, yakın mesafeden vurulmuşlardır. Soruşturma başlar. Kısa sürede öldürülen genç adamın Topal Ferhat lakaplı bir mafya babasının oğlu olduğu öğrenilir. Önce mafyanın hesaplaşmasına kurban gittiği düşünülen gencin el ele öldüğü genç kızla değil de başka bir kadınla nişanlı olduğu ortaya çıkar. Yine çok geçmeden diğer maktulün de kimliği belirlenir ve adı Sema Bedre olduğu öğrenilen kızla ilgili ortaya bambaşka bir gerçek çıkar.
Şeytanın GözleriSabri Saydam · Herdem Kitap · 202420 okunma
·
109 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.