·110 syf.··Beğendi
···Okunma: 22 Temmuz 2025 00:00 Afganistan’da bir evin içinde savaşın içerisinde yaralanarak bitkisel hayata girmiş adam… Başucunda ise eşi… Kadın, kocasının bitkisel hayattan çıkmasını umutla bekler. Bu sırada savaş tüm şiddetiyle sürer.
Kadın, başlarda eşine ilaçlarını verir; iyileşmesi için çabalar, dini vecibelerini yerine getirir.
Ancak bir süre sonra, içinde biriktirdiklerini ona anlatmaya başlar: dertlerini, anılarını, hayallerini, üzüntülerini… Bu anlatım, kadının içten içe yükselen bir haykırışına dönüşür.
Kadın, kocasını “seng-i sabur” (sabır taşı) olarak görür. İnanışa göre sabır taşı, insanın içini döktüğü, her şeyi sessizce dinleyen ve sonunda çatlayıp paramparça olan bir taştır.
Kadın konuştukça adam dinler; adamın tepkisizliği, kadının en büyük sırrını dile getirmesine kadar sürer. O sırrı anlattığında ise her şey trajik bir sona ulaşır.
Kitap, satır aralarında Afganistan’daki toplumda kadının yerini, erkeklerin kadına bakışını, savaşın insanlar üzerindeki yıkıcı etkisini ve dinin bu düzeni meşrulaştırmak için nasıl kullanıldığını gözler önüne serer.
Okuyun, okutturun :)