·272 syf.··Beğendi
···Okunma: 04 Ağustos 2025 19:30 Mübadil bir ailenin üçüncü kuşağı olan Saba Altınsay'ın aile hikayesine tanıklık edeceğiniz, Girit'in bir dekor değil bir karakter olduğu, güçlü betimlemelerle yazarın kalemine hayran olacağınız bir eserle geldim.
Okurken Girit'in sokaklarında dolaşıp hafif esen rüzgarı teninizde hissettirecek, evlerden havalanmış perdeler eşliğinde Hrisula'nın şarkısı çınlayacak kulağınızda ve bu kitap İbrahim'in Cemile'ye duyduğu sevda gibi bitmesin diye yudum yudum okuma gayreti içindeyken acaba ne olacak merakınıza da yenik düşüp elinizden bırakamayacağınız güzellikte bir kitap. Betimlemeler öyle güzel ki Hanyalı kadınlarla oturup hasbihal edeceksiniz, Doktor Ragıp kurşun yarasını temizlerken ter dökeceksiniz, kurşunun acısını da teninizde hissedeksiniz. İbrahim'in Cemile'yi toprağa verdiğinde siz de onun sessizliğine ortak olacak.Yüreğini yeniden aşka açtığı Fatma ile yeniden hayata dahil olacaksınız. Girit'in iltihakı için mecliste siz de bir kenardan olaylara şahitlik edip dayanamayıp "Girit hepinizin" diyeceksiniz.
Mübadele sadece akla gelen rakamlar, siyasal kararlar, imzalanan antlaşmalar değil bir aidiyet duygusunun yitimidir.Ve insan, aidiyetini kaybettiğinde yalnızca geçmişini değil, geleceğini de bir süreliğine kaybeder.En çok da “geri dönemeyecek” olmanın yasını tutar mübadil.Her yere “yabancı” olmak hissi. Ne geldiğin yer tam senindir, ne de gittiğin yer seni karşılar. Göç edenin suskunluğu, sonraki kuşaklara geçer. Ne anlatılır ne unutulur. “Ben nereye aidim?” sorusu, mübadilin içine çöreklenir. İbrahim ailesini alıp Girit'ten Küçükkuyu'ya doğru yola çıkarken ne sorular vardı zihninde bilinmez ama çocuklarından birinin "Ben şimdi, Türkçe mi rüya göreceğim anne?" sorusundaki masumluk yüreğimi ezen son noktaydı.
Kitap şiddetle tavsiyedir. Bu topraklar böyle çok hikayeye taniklik etmiştir kendinizden bir şeyler mutlaka bulacaksınız.