Yüreğime ince ince işleyen, bana unuttuklarımı hatırlatan bir kitap oldu.
İnsanın kendini tanıma yolculuğu aslında Rabbi’ni tanıma yolculuğuymuş… Şükretmenin ne büyük bir zenginlik olduğunu, sabrın kalpte nasıl bir sükûnet bıraktığını tekrar idrak ettim.
Hayat koşuşturmasında yorulan ruhuma, adeta serin bir su gibi geldi bu satırlar. Derviş olamasam da, derviş gibi düşünmeyi, hissetmeyi, kalbimi arındırmayı yeniden istememe vesile oldu.
İslamiyet’in derinliğini, hikmetini ve insanı onaran gücünü hissederek okudum. Belki sadece bir kitap değil bu; ruhuma açılan bir kapıydı… Sen Derviş Olamazsın