Gönderi

Havada aşk kokusu var, bir de radyasyon
10/10
·365 syf.··
2025 79. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 07 Ağustos 2025 02:02
Serinin ilk kitabının Wanderlust 1 - Çernobil Kontrol Projesi'nin incelemesi, ilk incelememdi (şurada #239781731). Serinin ikinci kitabı Wanderlust 2 - Çernobil Kapanı'nın ilk incelemesi de bu olacak. Kader değil de nedir? Sevgili B. Narin Aymandir'ı o zamanlar tanımıyorum, ama bir hayranlık besliyorum tabii. Benim yapmakta olduğum şeyi o çoktan yapmış. Kitabını yayınlamış her şeyden önce, ikinci baskı görmüş bir de üzerine. Benim ancak hayallerimin konusu, kendisinin hayatı olmuş. Tüm hayallerimizi hayata dönüştürmek dileğiyle... Şimdi bakmayın yakın arkadaşlarımdan biri ama hayranlığım baki. Sebebi de bana kalsın :) Yalan söylemeyeceğim. Kitabı okurken yazarı çok güzel bir şekilde darladım :D Ayrıcalık çok başka bir şey tadını çıkardım valla. Kitap hakkında o öyle miydi bu böyle miydi diye mesaj attım. Düşüncelerimi gecenin bir vakti bir sürü fotoğraf ve ses kaydı ile aktardım, daha ne olsun arkadaş! Burada ise okuduğum metin üzerinden bir inceleme yazacağım. Nasıl olacağını ise yazı belirleyecek, plan yapmadım. Çernobil Kapanı'nda ilk kitapta kaldığımız yerden devam ediyoruz ama iki farkla. Birincisi: 2004 ekibinin neler yaşadığına daha detaylı bir şekilde bakıyoruz, ikincisi de anlatıcı yeri geldikçe değişiyor. Bu iki fark kitabı olumlu yönde etkilemiş, ikisi de anlatıma ve olay örgüsüne katkı sağlayacak şekilde kullanılmış çünkü. Normalde anlatıcının değişip durmasını sevmem, çünkü genelde yazarlar pek kotaramaz bunu. Ama bu kitapta teknik yerli yerindeydi. Bir yandan gizemli kısımlar yavaş yavaş çözüldü, bir yandan da karakterler olaylara dahil olurken yaşadıkları içsel mücadeleleri, kişisel sebeplerini, duygu ve düşüncelerini kendi ağızlarından takip ettik. Tabii başka karakterlerin ağızlarından yazılan bölümlerin daha fazla olması anlatımı nasıl etkilerdi, orasını bilemeyeceğim. Çünkü birkaç karakterin ağzından yazılan bir bölüm vardı, diğerleri kahraman anlatıcı ağırlıkta olmak kaydıyla hâkim anlatıcı arasında bölünmüştü. Bu durum tabii "gerekli olduğu için söz onlara verildi" algısını bende diri tuttu haliyle. Ama kitabın türünü göz önünde bulundurarak bundan rahatsız olduğumu söylemeyeceğim. Diğerlerine daha fazla söz verilseydi belki de olay örgüsü karışacaktı, hem okur hem yazar için. O yüzden kararında bir kullanım olmuş. Aslında karşılaştırma yaparak inceleme yazmam, bunun doğruluğu tartışılır ama burada yapabilirim sanıyorum. Çünkü yazarın iki kitabını okudum, aynı zamanda yazmaya ve yayınlamaya devam ettiği Son Düdük isimli spor romantizmi kurgusunu da takip ediyorum. O yüzden bazı unsurları karşılaştırabilirim. İlk kitaptaki akıcı ve sade anlatım burada da devam ediyor, bu bir bilimkurgu kitabı için bence artı puan. Çünkü özellikle bilimkurgu kitaplarında dil ağır olunca okurun olayları takip etmesi zorlaşıyor. Yalnız dili kullanmadaki acemilik bu iki kitapta görülüyor. Cümleler doğal bir şekilde akmıyor. Buna örnek vereceğim. Şu #280092247 alıntıda örneğin, "tanımıyoruz kim olduğunu" cümlesi. "Kim olduğunu bilmiyoruz" ya da "daha önce tanışmadık" daha doğal bir kullanım olarak çıkar karşımıza. Okurken fark etmeden bu şekilde tamamlarız. Ama burada da fark edileceği üzere cümle beklediğimiz şekilde devam etmediği için alışılmamış bir kullanım olarak okurun dikkatini dağıtıyor (şiirdeki kullanımı ve anlatıcının dili - karakterin dili gibi unsurları buraya yazmayacağım iyice ders veriyorum gibi oluyor çünkü). Bu, yazarın bu kurgusunu gayet küçük yaşlarda kaleme almasından kaynaklı. Bunu örneğin Son Düdük'te görmüyoruz. Orada dil daha derli toplu, daha ne tarafa gideceğini bilen ve okuru şaşırtmayan türden. Bunu bir yazarın kalemi için gelişim saymakta bence bir sakınca yok. Dil konusunda eklemem gereken bir diğer husus, anlatım bozukluklarının ilk kitaba nazaran giderilmiş olması, fakat yazım hataları devam ediyordu. Ayrıca cümle içinde kelimenin unutulduğu ve cümlenin tamamlanmadığı yerler vardı. Bunlar sonraki baskıda dikkatli bir editör ve son okumacı ile düzeltilebilir. İlk kitapta bahsettiğim bir unsura burada tekrar değineceğim, bir artı olarak. Yazarın üslubu ikinci kitapta oturmak üzere... Bunu nereden anlıyorum, yazdığı spor romantizmindeki üslubundan. Birinci kitapta daha havada kalan dili kullanma şekli, ikinci kitapta nereye gideceğini göstermiş. Eminim üçüncü kitapta bunu biraz daha ileriye taşımıştır yazar ve şimdi Son Düdük oturmuş haliyle yazıyor. Bu gelişmeyi görmek çok değerli, özellikle benim gibi yeni bir araştırmacı için. İlk kitapla karşılaştırabileceğim diğer unsur da mekân. Bunda ikinci kitaptaki haritanın bir etkisi var mı, bence yok. Çünkü haritaya bir kez baktım ve daha sonra kullanma ihtiyacı hissetmedim. Belki o tek bakış yeterli oldu ama ikinci kitapta yazarın mekânı daha iyi yansıttığını gördüm. Sıradaki unsur da olay örgüsü. İlk kitapta bilimkurgu kitaplarındaki bir olay örgüsüne rastlamadığımı söylemiştim. Fakat ikinci kitap bu beklentimi de karşıladı. Öncelikle yazarın konu hakkında araştırma yaptığı net şekilde görülüyordu. Ya da sıradan bir okurun düşünmeyeceği ayrıntılar yazar tarafından ince ince hesaplanmış ve yerli yerinde verilmişti. Benim fark etmediğim kısımları tamamlamasını bu açıdan doyurucu buldum, yani yazar hem kurguya hem de kurgunun bilimine hâkimdi. Olay örgüsü kısmında sevmediğim iki şey vardı: birincisi kitabın başları çok durağandı. İkincisi de doldurma konuşma fazlaydı. Ama olaylar açıldıktan ve arka arkaya sıralanıp tempo artıktan sonra bu konuşmaların türü de komik rahatlatma ögesine dönüştü ve olay örgüsünü bir taraftan desteklemeye başladı. Özellikle gerilimin zirveye tırmandığı yerlerde nefes aldırdı. Karakterler yine boldu, bunu zaten çok seviyorum kitaplarda. İlk kitapta özellikle kişi isimlerinin benzer olması dolayısıyla kişileri ayıramamıştım. İkinci kitapta bu sorunu bir nebze çözdük, çünkü birçok gizem açığa çıktı ve ilişki ağları da oturdu. İlişki ağı demişken kendi açımdan tam olarak doyurucu bulamadığım iki kişinin ilişkisine değinmek de istiyorum. Aramis ve Mars. Evet baş karakterler. Yakınlaşmaları ve yakınlaştıklarını kabul etmeleri çok çok çok güzeldi. Çok çok güzel bir çift olacaklar ama ya ilk kitabı hatırlamadığımdan ya da hayran kurgunun dönüştürülmüş hali olduğu için halihazırda kurulmuş kişiler arası ilişki dinamiklerinin fandom dışına mesafeli olmasından aralarındaki ilişkinin yükseldiği temeli göremedim ne yazık ki. Şuna ayrı bir paragraf açacağım. Spoiler falan değil, bilinmesi gereken bir detay. Hope... Hope kadın değil, erkek arkadaşlar... Bunu anladığım an dünyam tersine devrildi ve bu bilgiye göre yeniden şekillendi. İlginç bir andı. Mars karakteri için de ayrıca söyleyeceklerim var. Mars gerçekten çok hassas, çok duyarlı, empati yeteneği çok gelişmiş biri. Olaylar karşısındaki duygu ve düşüncelerini yazar öyle derli toplu vermiş ki... Durumun acısının üstüne bir farkındalık daha yaratıp kalbimi delik deşik etmeyi çok iyi biliyordu. Yazarı bu konuda ayrıca tebrik etmeliyim. Çünkü insan ruhunu iyi bir şekilde gördüğünü başarılı bir şekilde kanıtladı. Bu etkiyi yaratmak için zaman zaman kullandığı tekniği de çok başarılı buldum: romantizm + karakterin parçaları birleştirmesi + diğer karakterin aydınlanmayı hem kendi içinde yaşaması hem kişilere hem de okura yaşatması. Bu bilgi yerleştirimleri için ideal bir teknik ve yazarın birkaç yerde kullanarak bunun tadını kaçırmaması, kurgunun iskeletini bunun üzerine oturtmaması da gayet yerinde bir tercih olmuş. Şimdi kitapla alakalı kendi düşüncelerime geçebilirim. Genelleyerek konuşacağım. Kitabı beğendim. (Okumam uzun sürmüş gibi görünse de aslında bu benimle alakalı bir durum, memlekette olduğum için okuyamadım ama olay örgüsünün temposu fırsat buldukça kitabı elime almamı, acaba ne olacak diye arka planda düşünmemi sağladı. Son 170 sayfayı bir günde okudum zaten.) Özellikle temponun aşamalı olarak artışı, ortaya çıkan sırlar ve tüm planın ayrıntılı bir şekilde düşünülmesi, bilimsel aygıtlar, deneyler gibi bilimkurgunun daha teknik kısımlarının hakimiyeti bu beğenimde etki eden faktörler. Elbette üzerinde bir kez daha çalışılsaydı daha demlenmiş bir metin çıkardı karşımıza ama bu yazarın aldığı bir karar, o yüzden bazı kısımlarda temponun aksayan kısımlarını sorun olarak işaret etmiyorum. (ama Narin incelemeyi okuyacağını söylediği için birkaç örnek verebilirim. Örneğin yaratık saldırısında eşyalarını bıraktıkları bilgisi geç geliyordu ya da aynı sahnelerde silahın Ares ve Bud'da olup olmadığı bilgisinde karışıklık mevcut). Bazı acabalarım, sorularım yanıtsız kaldı okurken, tabii bunlar benim teorilerim. SPOİLER SPOİLER SPOİLER örneğin Aramis halihazırda radyasyona maruz kaldığı halde neden ona sıvı enjekte ettiler değerleri çoktan değişmişti deney için sorun olmaz mıydı ya da sıvı enjekte ettiklerini anladığı an kanını akıtsaydı bir işe yarar mıydı ya da Aramis tüpleri kırmaları gerektiğini söylediği halde neden yanlarında taşımaya karar verdiler (bu üçüncü kitapta anlatılacakmış, yani bir sebebi olmasa o tüpleri yanlarına almazlar elbette, ama bu sebebi yazar biliyor, okur için karakterlerin ikinci kitapta bunu yapma sebebi yok) gibi SPOILER SPOİLER SPOİLER Ama serimiz devam edeceği için belki sorularımın çoğuna yanıt bulabilirim. Puanlama konusunda da açık konuşacağım: normalde yukarıda bahsettiğim sebepler yüzünden puanı düşürürüm ve aksiyon kısmı sayesinde de yükseltirim ama bu kitapta en yükseği neyse o puanı gönül rahatlığıyla işaretledim. Çünkü bulunduğu konumu hak etmeyen birçok kitap ve yazar vd. bu sektörde baş tacı yapılırken dişiyle tırnağıyla bunun yarısı için çabalayan nice yazar görmezden geliniyor. Sırf okur olarak bizler şans vermediğimiz için nice yetenekli ve umut vaat eden genç bu işi bırakıyor. Şans verin. Kitabı beğenmezseniz bile hiçbir şey kaybetmezsiniz, gencecik pırıl pırıl bir zihne destek olursunuz sadece. Ki bu alanda cidden bir şeyler yapmak isteyen insanlar onları eleştirin, hatalarını gösterin diye bekliyor. Çünkü bunlar üzerinde düşünerek eksiklerini giderip gerçekten gelişmek istiyorlar, egolarını tatmin etmek gibi bir istekleri yok. Görünmek istiyorlar. Bilimkurgu, macera seven tüm okurlara tavsiye edilir!
1000Kitap
Wanderlust 2 - Çernobil KapanıB. Narin Aymandir · Ulysses Yayınları · 202510 okunma
··
240 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
O KADAR MUTLUYUM Kİİİİİ çok çok çok teşekkür ederim Demet’immm🥹 Hope erkek… erkeğiz ulan sakalkKaköala Yorumunu okumak beni inanılmaz mutlu etti. Bıraktığın izleri takip ederek kalemimi daha da geliştireceğim. Wanderlust’a şans verdiğin için çok mutluyum. BİZ ÇOK MUTLUYUZ🤭✨🤍
Demet Yılmaz
Gönderi Sahibi
🥰🥰🥰