·540 syf.····Okunma: 07 Ağustos 2025 15:45 Gazap üzümleri, okurken bana ziyadesiyle fazla şey hatırlatan bir kitap oldu. Joad ailesi kendi vatanında ve memleketinde çiftçilik yapan, kendi toprağı olan bir ailedir. Fakat zamanla birçok aile gibi onlarda, hem kuraklık hem de güçlü toprak sahipleri, gözü doymaz sanayi ve banka şirketleri yüzünden yerinden, yurdundan, toprağından edilir. Ama bu normal bir gidiş ve tercih ediliş değildir, resmen kovulmuşlardır. İş bulma ve düzen kurma umuduyla, ayrıca ellerine tutuşturulan iş ilanlarıyla binlerce aile gibi onlar da artık Kaliforniya yolcusudur. Kendilerine vaat edilen tatlı hayallerle yola düştüklerinde kendileri gibi binlerce ailenin de yollarda olduğunu görürler. İçlerini yer yer korku da kaplasa artık yola çıkmışlardır ve geriye dönme şansları yoktur, zaten geride ekmek de yoktur.
Kitabın büyük bir kısmında Joad ailesinin zorlu koşullarda gerçekleştirdikleri yolculuklarına eşlik ediyorsunuz. Bu gayet uzun yolculuk sonunda Kaliforniya'ya ulaştıklarında ise iş için gittikleri her kapıdan boş dönüyorlar. Eğer iş bulurlarsa da yok pahasına çalışıyorlar. Çünkü onlar binlerce insanın oluşturduğu bir bütünün sadece ufacık bir parçası. Aileler emekleri karşılığında ödenen ücretlerin komik olduğunun farkında ama yine de çalışmayı kabul ediyorlar çünkü açlar. İş arayan çok olunca ve tek istedikleri karınlarını doyurmak olunca iş sahipleri çok cüzi tutarlara işçi alıp en kısa sürede işilerini gördürüp sinek ısırığı kadar zarara uğramalarına neden olmayacak tutarlar ödüyorlar. Söz gelimi, ailenin şeftali hasadı için gittiği bir çiftlikte tüm aile gün boyu çalışıp 1 dolar kazanıyor ve bu 1 dolarla çiftlikte bulunan bakkaldan yiyecek almak istediklerinde neredeyse borçlu çıkıyorlar. Halk ufacık bir toprak parçası kiralasa, ekip biçip aç kalmayacağını düşünürken öte yandan tek tek adamlara ait olan dönüm dönüm araziler boş duruyor. Hasat sonu ürün fazlası olan kilo kilo ürünler sırf fiyatlar düşmesin diye çöplere derelere dökülüyor ve aç halk da buradan alıp yiyemesin diye başlarına görevli dikiliyor. Göçmen halk gittiği topraklardaki halk tarafından ise fiyatları düşürdükleri gerekçesiyle sevilmiyor ve pis kabul ediliyor.
Kitap aile içinde gerçekleşen diyaloglar açısından çok başarılı, diyaloglar çok doğal. Kendinizi gerçekten böyle bir ailenin içinde ve bir köşede onları izlerken hissediyorsunuz, çok hayatın içinden... Yoğun acı ve kasvetli konular var ama yazar bunlarla trajedi yaratmak yerine amacına sadık kalmış ve mesajını vermiş. Sonunda merak ettiğim birçok şey yarım kaldı, içimde kalan çok şey oldu bu açıdan memnun kalmadım. Ama verilen mesajlar kesinlikle okunmaya değer..