Gönderi

Puan vermedi·472 syf.··
2025 25. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 27 Temmuz 2025 15:45
Martin Eden yaşamayı o kadar çok istedi ki sonunda ona ulaştığında ne yapacağını bilemedi… Yaşamın yaşanmaya değip değmediği konusunda yargıya varmak… Dükkanı kapatıp gitmek ya da tüm absürdlüğe rağmen yaşamaya devam etmek... Düşünmeye, içi içini yemeye başlamıştı Martin’in. Kurt, Martin’in yüreğindeydi. Kendini öldürmek içindekini söylemekti; yaşamın onu aştığını ya da yaşamı anlamadığını söylemekti. Çabalamaya değmez demekti kendini öldürmek. Boşluğu çok şeyler anlatıyordu, günlük devinimler zinciri kopmuştu bir kere, yüreği kendisini yeniden düğümleyecek halkayı arayıp da bir türlü bulamıyordu. Belki de o artık #uyumsuzdu. Uyumsuz ancak kendisine sırt çevrildiği zaman ölürdü. Gerçekten de bir kitabın son sayfaları daha ilk sayfalarındaydı. Yarını istiyordu hep, tüm benliğinin bundan kaçması gerekirken, yarının gelmesini diliyordu. ‘’Ve en yorgun ırmaklar bile bir yerde denize karışır.’’ Toplum- birey çatışması, aşk, sınıf farkı, burjuvazi estetiği, sistem derken kendisiyle girdiği savaşın ardından gelen derin tükenmişlik. Yükseldikçe daha da derinleşen bir yalnızlık. “Yaşamı özlemeyen bir yaşam, bitmeye yüz tutmuş demekti.” İçsel çöküşü, arzunun, umudun ve tüm bağlarla kopuşun hikayesi. Yaşamı özlemeyen biri için hiç bir şeyin anlamı kalmaz çünkü kişiyi çalıştıran ve çırpındıran her şey umuttan yararlanır. “Tamamıyla farklı insanlar olmalarına rağmen -Ruth ve Martin- ikisi de mutsuzluklarının içinde yalnızdı ve geçiştirmeye çalıştıkları bu mutsuzluk onları bir araya getiren bağdı.” Şahit olduğumuz benzer yalnızlıkların görünmez ittifakı mıydı bu, iç dünyalarındaki kopukluğu fark edemiyorlar mıydı ya da Martin sadece onun kendi deyimiyle işi kıvırmak mı istiyordu? Ne diyordu Camus ‘’Kedinin evreni karıncaların evreni değildir.’’
Martin EdenJack London · Yabancı Yayınları · 2022134,8bin okunma
·
44 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.