Kitap kısaca hayatı boyunca depresyona meyilli bir kadının kendini iyi hissetmediği için bir psikiyatriste gitmesini ve seanslarını anlatıyor. Hatta direkt seansdaki üçüncü kişi gibi dinliyorsunuz. Kitabın dili basit ve akıcıydı(uzun zamandır kitap okumadığımı da göz önünde bulundurursak).
Yazarımız özsaygısı çok düşük bir insan(hatta bir yerde özsaygı testinin sonucunun -22 çıktığından bahsediyordu) ve kitap boyunca bunun farkına varmasını ve iyileşmesini okuyoruz. İyileşme demişken bir anda karakter değişimi yaşamıyor kendini kabul etmeyi öğreniyor. Kitapta en çok beğendiğim kısım da bu oldu. "...özgüvenim de pek yoktur, fakat bu yönümü saklamak istemiyorum. Buna dikkat de çekmeyeceğim ama göğsümü gerip yüksek sesle konuşarak olmadığım biri gibi de davranmayacağım." Mış gibi davranmaktansa kendi halinde olmayı vurgulamasını sevdim. Depresyon ve anksiyete dışında başka hastalıklara,terimlere de kısaca değiniliyor.
Yazar gerçekten çok şeffaf bir şekilde yazdığı için birçok yerde "aslında ben de bunu yapıyorum ya" farkındalığı yaşayabilirsiniz(Bazı yerlerde gerçekten böyle düşünen insanlar var mı dediğim de oldu). Bu yüzden herhalde en çok altını çizip alıntı girdiğim kitap bu oldu sanıyorum.
Özetle eğer psikolojiye merakınız varsa kesinlikle okunabilecek bir kitap. İlginiz yoksa bile okunur ya çevrenizde depresyonda veya anksiyetesi olan birilerini daha iyi anlamanıza yardımcı olabilir belki.