"Hayatın detaylardan ibaret. Yapın küçük ihtiyaçların sürekli karşılanması üzerine kurulu, çocuklarını örten ve onları sıcak ve güvende tutan dev bir yorganın ilmeklerine dikilmiş küçük sorumluluklardan oluşuyor."
Winona ilk bakışta planlı programlı bir ev hanımı gibi, kendine zaman ayırmaya çalışan kitap yazmayı seven. Zaman geçtikçe Winona'nın kendi iç çatışmalarını biriyle konuşur gibi kendine telkinde bulunduğunu, aslında içinde bulunduğu bu evlilik müessesesinden çok da mutlu olmadığını, kendini bir zebra gibi özgür, ehlileştirilemez tasvir ederken, aslında bir seylere ne kadar ses çıkaramayan, aciz biri olduğunu görüyoruz. Öyle ki sorunları artık doktora gitmesini gerektirmiş, kimine göre anksiyetesi ve aritmisi olan, kimine göre bipolar bozukluğu olan hasta bir birey haline gelmiştir. Winona artık hayattan ne istediğini bilememektedir ve kendini kapana kısılmış hissetmektedir. Sanki hayatındaki hiçbir şeyi kendi istememiştir ve birinin avucunda oynatılmaktadır. Winona eşinin obsesif ve kontrolcülüğünden şöyle bahsedilmektedir.
"Çünkü kendisine direnen her şeyi tamamen ele geçirmek istiyor. Sahip olduğum her şey, olduğum her şey ona ait olmalı. Kendi düşünceni bir başkasının ağzından duymak, kendi fikrinin yok sayılıp sonra onun tarafından gerçekleştirilmesini izlemek, kendi hayalinin gasp edildiğini görmek- içten içe yağmalanmak- boğucu bir deneyim. Güvende olabileceğin tek yer sessizlik, değil mi?
Sessizlik sarmalı."
Evlilik iki bireyin birbirini anladığı, birbirine yardım ettiği ve ilgi alanlarına saygı duyup yeri geldiğinde özgürleştirdiği bir kurum olmalıdır. Çocuk büyütmek halihazırda oldukça zorken iki çift arasındaki diyaloğun kaybolması, çocuklarla ilgilenmekle geçen bir ömür kadının gitmesi ile sonuçlanabilir.