Hayat bir nefestir aldığın kadar
Hayat bir kafestir kaldığın kadar
Hayat bir hevestir daldığın kadar" der Mevlana Celaleddini Rumi...
Merhabalar bugün sizlere Fransız yazar, düşünür Victor Hugo'nun "Bir İdam Mahkumunun Son Günü" eserini yorumlamaya çalışacağım.
Fransız İhtilali tarihte pek çok şeyin başlangıcı olmuştur. Özgürlük - Eşitlik - Kardeşlik sloganıyla başlayan bu ihtilalin meyveleri Cumhuriyet, Milliyetçilik ve hukuk üstünlüğü idi. Bunlar o şartlarda çok ihtişamlı sözlerdi. Bu sözlerin kabul ettirilmesi ise kolay olmayacaktı.
Eskiden yapılan infazlar için kılıç, balta ve darağacı kullanılırdı. Fransız Devrimi sırasında milletvekili olan Dr. Guillotin ise daha acısız, eşit ve hızlı bir ölüm için başka bir araç kullanılmasını istedi ve bunun sonucunda "gyotin" denilen aletin hikayesi başladı.
İşte tam da bu yıllarda suçunun ne olduğu bilinmeyen bir adama mahkemece idam cezası çıkmıştı. Bu mahkumun sadece 6 hafta ömrü kalmıştı.
"İnsanların hepsi belirsiz bir süre için ertelenen ölüm cezasına mahkumdurlar." Düşünsenize şu an olağanüstü bir olay ile ölüm tarihinizi öğreniyorsunuz. O ana kadar yaşadığınız uğruna türlü zorluklara rağmen devam ettiğiniz yaşamınız artık bitecektir, ne hissederdiniz...
Kitapta Victor Hugo o mahkumun yaşadığı psikolojik duygu durumunu adeta yaşatıyor. Okurken sizde mahkumun gölgesi oluyorsunuz adeta. Kitaptaki bana göre en vurucu kısım ise mahkum ile kızının olduğu bölümdü.