Yazarı ilk kitabı “uçan tabut” ile tanımıştım .Bu kitaba geçmeden önce “Uçan. Tabut”u ısrarla okumanızı öneririm .
Halı dokuyan birini izlediğinizi hayal edin .Yakından baktığımızda birsürü ilmeğin ardıardına atıldığını görürüz.Ancak biraz uzaklaştığımızda orada bir motif,bir çiçek ,bir geyik olduğunu görürüz.İşte Pınar Eğilmez’in yaptığı tam olarak bu .
Derin derin fakat asla sıkıcı olmayan bir takım insanlarla tanışıyoruz sonra bu insanlar bir şekilde birbirlerine bağlanıyorlar. çok ilginç bir kurgu ekseninde baba/kız ,baba/oğul,anne/kız,abla/kardeş ,sevgililik,evlilik,derin travmalar,travma zannedilen kaprisler,daha derin travmalar,terkedişler,kavuşmalar,göçler,ölümler ve cinayetlere tanık oluyoruz.Çok akıcı bir dili olduğu için çok kolay okunuyor.Fakat kolayca okuduğunuzu zannettiğiniz bir sayfada karnınıza bir yumruk yemiş gibi oluyor ve “evet yaaa “ diyorsunuz. Bu yumruk gücünü kimi zaman gerçeklikten kimi zaman okuyanın yaralarından olabiliyor .Bilemem ;herkesin yarası kendine insan ruhunun derinlilkerini kurcalayan bir metin olmasının yanısıra , bir hayli eğlenceli bir anlatımı var .güldürürken üzen ve gözleri doldurtan cinsten
Nihayetinde demem o ki ; şans vermenizi çok istediğim bir kitap ve yazar kendisi .yazın bir kenara dijitale filan dizisini çeker biri