·249 syf.··Beğendi
···Okunma: 11 Ocak 2024 09:25 Sevgili Javier Marias, sen bu dünyada saatlerce sohbet etmek için can attığım en büyük yazarsın. 2022 yılında 70 yaşında seni kaybettiğimiz ana dek pek çok eleştirmen ve okurun gözünde ( ki ben de böyle düşünüyorum ) yaşayan en büyük Avrupalı yazardın. İspanyolca öğrenebilmek ve seninle bu dilde sohbet edip El Pais’deki yazılarını okumak benim edebi hayallerimden biriydi. Şimdilik elimizde büyük ve sarsıcı romanların kaldı.
.
.
Javier Marias’ı kısaca nasıl anlatabiliriz dersek, o anlamanın ve anlatmanın imkansızlığını anlatmaya çalışman bir yazardı. Her kitabında başka bir kurgu var. Ama okurları bilir ki değişmez rutinleri de vardır. Her romanının ismi bir Shakespeare repliğinden gelir tıpkı bu romanında olduğu gibi( Ellerim senin renginde ; ama bu kadar BEYAZ KALP taşımaktan utanıyorum ). Bütün romanları vurucu bir cümle ya da paragrafla başlar genellikle ana karakter çevirmendir ( mesleği bu olduğu için ).
.
.
Gelelim Beyaz Kalp romanına. Roman banyoda kalbine dayadığı silahla intihar eden bir kadın ile başlıyor. Sonrasında ana hikaye ile devam ediyor . Anlatıcımız Juan bir çevirmendir ve yine çevirmen olan Luisayla evlenir. Juan evlendiği günden beri hatta balayından bu yana evlilik ile ilgili sorguladıları vardır ve bu arada da ailesinin geçmişi ile ilgili yıllardan beri saklı kalan bazı sırları öğrenir. Ve tabi finalde banyodaki intihar aydınlanır.
.
.
Romanın kurgusundan daha çok size sordurttuğu sorular çok önemli. Yıllar önce yaşanmış bir olay herkesin mutluluğu için gizli kalmaya devam mı etmeli? Hayatınızdaki kişi hakkında( dost, eş , sevgili, anne, baba ) geçmişte yaşanan her şeyi bilmeli misiniz? Anlatılmadan kalan, saklanan bu olaylar yaşanmamış kabul edilebilir mi ? Yani kimse bir trajedi hakkında konuşmamışsa susmuşsa bu olay olmamış sayabilir miyiz? Sevmek bir alışkanlık mıdır ? Ben daha fazla eklemeyeyim. Bence sizin de bulacağınız çok soru olacak. Bakalım siz neleri bulacaksınız…