·248 syf.··Beğendi
···Okunma: 13 Ağustos 2025 02:31 Spoiler
Kitabın ilk yarısında Cüneyt Arcayürek’in kendi hikayesine tanıklık ediyoruz. Gazetecilik macerası, hayatını şekillendiren olaylar, tanıştığı insanlara olan dikkatli bakışı ve olayları yorumlama derinliğiyle güçlü bir giriş yapıyor. Gerçekten kendisinin insanları betimleme şekli inanılmaz ilgi çekici. Bu adam bir kere gördüğü veya sürekli birlikte olduğu insanların bu kadar ince detaylarını nasıl hatırlıyor dedim sürekli kendi kendime.
İkinci yarı ise kitabı okumaya başlamadan önceki beklentilerimi tam anlamıyla karşıladı. Okurken, okumaya ara verdiğimde ve kitabı bitirdiğimde aklımda tek bir düşünce vardı: "Türkiye hep aynı Türkiye… İsimler değişir ama düzen, fikirler, kavgalar değişmez." 75 yıl önceki siyasi atmosferi okurken bugünün manzarasını gördüm. Siyasetin, siyasetçilerin, halkın ve ideolojik çekişmelerin neredeyse hiç değişmediğini hissettim.
Kitap, Ülkemizin çok partili hayata geçtikten sonra günümüze kadar CHP'nin neden hala iktidar olamadığını çarpıcı biçimde aslında anlatıyor, halkın çoğunluğundan kopuk bir halk partisi. Milli Şef’in büyüklüğüne rağmen partinin alt kademelerinden kopuk oluşu, halktan uzaklaşmanın yarattığı tepki, jandarmaların halka yaptıkları, söylenip gerçekleşmemesinden kaynaklı Demokrat Partiye resmen bir koz olarak sunulan af yasası, sözlerini tutmadığı için sevilmediği yerde aday olup halkın nabzını hiç bilmediğinden seçimi kazanacağını zannedip fark yiyen siyasetçiler, Ankara’da eğlenmekten başka iş yapmayan sözde milletin vekilleri… Çok partili hayata geçtikten sonra bile devam eden halktan kopuk CHP gerçeği, haklı olsa bile kendini halka anlatamama sorunu…
Arcayürek, dönemi o kadar canlı anlatıyor ki, tarihin tekerrür ettiğini cümleleri her okuduğunuz an üstüne basa basa açıkça görüyorsunuz. Bu seri 10 kitaptan oluşuyor ve kalanlarını okumak için sabırsızlanıyorum.