Öykü okumayı ne çok özlemişim yahu. Hele ki böyle akıp giden, insanın kendinden bir şeyler bulduğu veyahut aaa bu, şu kişiyi tarif ediyor diye öyküye gerçek kahraman bulup güldürten…
Tam 19 öykü, her biri birbirinden keyifli. Öyle susamışım ki böyle keyifli öyküler okumaya bolca cümlenin altını çizip gülücükler yerleştirdim. Hatta kimisine tarihler ekleyerek hangi kahvecide okuduğumu bile not aldım. Gerçi iki günde bitirdiğimi düşünürsek not ettiğim sadece iki kahveci var.
Öykücülüğü edebiyatta bambaşka bir kulvar olarak görürüm. Haliyle de öykü yazmak her yiğidin harcı olmadığı gibi okunup sevilmiş öykü kitaplarının da büyük bir başarı taşıdığını düşünürüm. ‘Tek Kişilik Balayı’ da başarılı sayacağım öykü kitaplarının arasına cuk diye oturdu. Öykülerin konusundaki ilgi çekicilik kadar öykünün giriş, gelişme ve sonuç kısmındaki genel bağlam kendi içinde o kadar tutarlı ki bu durum bir sonraki öyküyü iştahla merak ettirtiyor. Yani, hiçbir öyküde konudan kopma yaşamadan bir bakıyorsunuz kitap bitmiş.
Son olarak da kitabın kapağını açmadan siz çay demleyin. Çoğu öyküde demlenen o çay, çay sevmeyen benim bile bu sıcakta canımı çay çektirdi.
Özay Bey’in kaleminin akıcı, araştırma ruhunun derin ve kitap yelpazesinin de geniş olduğunu belli eden bu ilk öykü kitabının çok kişi tarafından okunmasını isterim. Okunup tanınması ve yayılması gereken bir öykü kitabı.
Okuyun, okutunuz.