Her kitabını severek okuduğum Balcıgil ile yine tarihte yolculuğa çıktım ve yolum yine Nazım Hikmet ile kesişti. Diğer kitaplarına da bakarak söylemem gerekiyor ki, bence Nazım'ı en iyi anlatan ve anlayan yazarlardan birisidir Osman Balcıgil.
Kitaba gelecek olursak, kitap 1961 yılının Paris'inde, Nazım'ın imza gününde 32 yıllık dostu Ömer ve yanında gelen kızı Ümit ile karşılaşmasıyla başlıyor. Bu karşılaşmada yaşanan yüzleşmeler ile bir anda 1929 yılına dönüyoruz ve ara ara yine 1961e dönerek adeta zamanda yolculuk yaşıyoruz. Ben siyaseti çok anlamayan birisi olarak bu yazılanlardan o kadar çok şey öğrendim ki, bana inanılmaz bir okuma keyfi yaşatırken aynı zamanda bir sürü bilgi de kattı. Genel olarak bu yazarın her kitabında aynı duyguları hissediyorum zaten. Kitapta tanıdık bir çok isimle de karşılaşıp onlar hakkında da şaşırtıcı bilgiler edinmek mümkün.
Son olarak, kitapta bu karakterlerin dışında bir de canım Leyla'm var. Ömer'in canı, Nazım'ın yoldaşı, Ümit'in annesi, kalplerde yaşayan güzeller güzeli kahraman Leyla.
Hikayesi sizi yaralayacak ve muhtemelen kitabın sonunda siz de gözyaşlarınızı tutamayacaksınız.
Keyifli okumalar dilerim.