Söylemeye gerek var mı, varsıl... söylemeye gerek var mı bibliyofil... söylemeye gerek var mı, estet... söylemeye gerek var mı, gözü açık bir Selçuk Altun karakteriyle daha karşı karşıyayız. Bu kez hikâye biraz yavan, dolambaçsız. Kendinizi sadece klasik bir Altun karakterinin birinci tekil ile anlattığı maceraya bırakıyorsunuz. Üsküdar'ın Selimiye'sinden, Diyarbakır'ın hapishanelerine uzanmış darbe dönemi işkencelerini dinlerken kendinizi Oslolu bir sahaf için nadir bir kitabı aramaya başlamış buluyorsunuz. Yanınızda eşlikçi olarak Marcel Proust ve Werner Herzog var. Selçuk Altun severler için eski bir dostla karşılaşmak olabilir. Ama beklenti daha fazla olmamalı.