GECE UÇUŞU
(Roman)
Antoine de Saint-Exupéry
1900-1944 arasında yaşamış Fransız pilot, yazar ve şair Antoine de Saint-Exupéry tarafından varoluşsal temalar ve süreçler üzerine kaleme alınmış küçük, güzel, yoğun bir kitap.
Kitapta anlatıcı olan posta uçağının pilotu biz okurlar baş başayız. Posta hizmeti için gece bir uçakta yolculuk yapan bir pilotun kendi içsel konuşmalarına tanık oluyoruz.
Bu anlatımlarda bizler de Freude’nin danışan koltuğunun başında duran danışman konumuna geçiyoruz. Okuma boyunca yaptığımız iş de aslında plotun psikoanalizini yapmak gibi bir şey.
Yazar plotun tüm deneyimleri, gözlemleri, varoluş sancılarını ve süreçlerini, bulantı ve Hiçlik duygularını gözümüzün önü e sererek empati kurma olanağını sunar bize. Ardından tüm bu olup bitenlerden bihaber kendi varoluş sürecinde didinen patronu için ne kadar önemsiz bir konu da olduğunu ve patronu açısından sadece araçsallaştırılan bir si geye dönüştüğünü anlatmaktadır. Patron açısından pilot sadece kendi mallarını nakil etmekte görevli bir sürücü elemandan ibarettir. Pilotun kendi iç dünyasındaki süreçler onun için yok hükmündedir. Burada insanın aklına şu gelir: Hayat sahnesinde insanlar arasındaki ilişkiler birbirlerini nesneleştirme sürecine dönüşmektedir. Biz ve nesneleştirilecek ötekiler vardır. Dünya bu iki kişiden ibarettir. Merkezinde de ben vardır. Ben’in olmadığı hiçbir denklem birey için anlamlı gelmeyecektir çünkü bu varoluşsal bir zorunluluktur. Burada birey yalnızdır. Kendi durumunu tam olarak algılayabilen bireyin içine düştüğü ruh hali bulantı olacaktır. Durumu da abaürd’ten başka bir şey değildir. Burada bireyin durumuyla ötekiyi oluşturan diğer bireyler arasında bir fark olmadığı için varoluş ötekini nesneleştirmek üzerine kurulacaktır.
Kitabı daha iyi anlamak için Sartre, Heidegger gibi varoluşçu yazarları okumuş olmanın çokça faydası olacaktır.
Hikayenin kurgusuna dönersek:
Roman 1920’lerin sonlarında, posta uçaklarının gece uçuşlarının yeni yeni denendiği Güney Amerika’da geçer.
Başkahramanlar:
Rivière → Posta şirketinin sert, disiplinli müdürü.
Fabien → Genç ve cesur bir pilot.
Pellerin, Robineau → Diğer pilotlar ve teknisyenler.
Fabien’in eşi → Romanın insani, duygusal tarafını güçlendirir.
1. Başlangıç – Gece Uçuşu Rutinine Hazırlık
2. Fabien’in Uçuşa Çıkması
Fabien, Patagonya’dan Buenos Aires’e gece postası taşımak üzere yola çıkar. Hava başta iyidir, ancak Güney Atlantik kıyıları boyunca ilerledikçe kötüleşir.
3.Fırtınanın Yaklaşması
Kötü hava koşulları tüm bölgeyi etkiler. Radyo bağlantıları zayıflar, görünürlük neredeyse sıfıra iner. Rivière, Fabien’i geri çağırmayı düşünse de şirketin prestiji ve planlı düzeni bozmamak için uçuşun devam etmesini ister.
4.Pilotun Mücadelesi
Fabien, fırtına bulutlarının içinde yönünü kaybeder, irtifa kontrolü zorlaşır. Yakıt azalmaktadır. O anlarda hem doğayla hem de yalnızlıkla mücadele eden bir insanın iç sesi ön plana çıkar.
5.Trajik Son
Fabien’in uçağı radyo temasını tamamen kaybeder. Fırtınadan sağ çıkamaz ve uçağı kaybolur. Olay, diğer pilotlar ve Rivière üzerinde derin bir etki bırakır.
6.Rivière’nin Düşünceleri
Rivière, ölüm haberini duyduğunda acı çeker ama görevinden sapmaz. Onun gözünde bu kayıplar, havacılığın ilerlemesi için ödenen bedellerin bir parçasıdır.
Romanda,
insanın Doğayla Mücadelesi
Görev ve Fedakârlık
Yalnızlık ve Cesaret
Teknolojinin Bedeli
gibi temaların işlendiği görülüyor.