O bir Gölge… Çünkü kim olduğunu, geçmişini hatırlamıyor. Ama acilen de hatırlaması lazım çünkü bir kadın ve çocuğun hayatı, onun hatırlamasına bağlı. Tedavi altında bulunduğu hastanede hipnoz tedavisiyle hatıraların kapısını araladıkça hayatındaki puzzle’ın parçaları dağılıyor önüne. Herkes şüpheli. Belki kendisi de. Peki parçaları zamanında bir araya getirip büyük resmi oluşturabilecek mi?
Psikolog Murat Tezcan’ın ilk kitabı Kayboluş’u, son satırına kadar merakla okudum. Emniyette psikolog olarak çalışan Murat Tezcan’ın karakterleri o kadar gerçek ki, kitabı okuyucu olarak değil, adeta karakterlerin yanlarında gibi yaşıyor insan. Kimine sinir oluyor, kimini anlamaya çalışıyorsunuz. Mesela şiirlerini yayımlamayan yayınevlerini kundaklayan Şekspir Orhan… Kendisini arhat (Nirvana’ya ulaşmış kimse) olarak gören Nirvana Kerim… Kanlı canlı gözünde canlanıyor insanın karakterler.
Geleyim, keşke olmasaydı dediğim bazı şeylere… Üstelik de, üstelikte şeklinde yazılmıştı. Buna benzer birkaç imla hatası daha vardı. Bir de Gölge’nin anılarını anlattığı bölümler şimdiki zamanla anlatılıyor ama bir anda geçmiş zamanın hikayesi şekline dönüp -mıştı diye devam ediyor. Sonra yine şimdiki zamana dönüyor. Bu da zamansal açıdan biraz kargaşa yaratıyor.