Çeviri Üzerine Notlar
9/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2025 90. kitabı
·
58 günde okudu
·
Okunma: 13 Ağustos 2025 14:00
(15) Çeviri bir kültürel üretim biçimi olarak günlük hayatımızın içine fark ettiğimizden çok daha fazla girmiş durumda. (19) 19. yüzyılda Çeviri etkinliğine damgasını vurmuş olan bircok yazar ve edebiyatçı sayılabilir. Ahmed Vefik Paşa, Şemseddin Sami ve Ahmed Midhad Efendi bunlardan yalnızca üçüdür. (20) Remzi Yayınevi (k. 1927) ve Varlık Yayınları da (k. 1946) özel yayınevleri olmalarına karşın Türkiye'de edebiyat çevirilerinin çeşitlenmesine ve çeviri stratejilerinin gelişmesine neredeyse Tercüme Bürosu kadar katkıda bulunmuştur. Çeviri Türleri ve Çeviri Sürecinin Boyutları 1) Diliçi çeviri - sözel bir iletiyi aynı dilde yine sözel olarak farklı biçimde aktarmak. 2) Diller arası çeviri - sözel bir iletiyi farklı bir dilde sözel olarak ifade etmek. 3) Göstergeler arası çeviri - sözel bir iletiyi farklı bir gösterge sistemi aracılığıyla ifade etmek. • Örneğin bir öğretmenin, anlattığı dersi, anlamayan bir öğrenciye daha yavaş ve basitleştirerek anlatması bir diliçi çeviri uygulamasıdır. • Türkiye'de diliçi çeviriye gösterilebilecek bir diğer örnek de Osmanlıca metinlerin Latin alfabesi ile yayımlanması, yani çevrimyazı işlemidir. ☆ Göstergeler arası çeviriye bir diğer örnek de işaret dili olabilir. İşaret dilinde sözel olarak verilen bir ileti sözel olmayan, beden hareketlerine dayalı bir sistemin göstergelerine taşınarak karşı tarafa aktarılır. (29) • Edebiyat metinlerinde yazarların sahip olduğu bir biçem vardır. Bu biçemi oluşturan unsurlar arasında metnin nasıl kurgulandığı, ele alınan tema, benzetme, eğretileme, uyak gibi araçların kullanımı gibi noktalar yer alır. (34) • Edebiyat çevirmeni çevireceği metni eline aldığında karşısında kâğıt üzerine yazılı sözcüklerden çok daha fazlası vardır çünkü edebiyat yapıtları yaratıldıkları toplum ve kültürün hem aynası hem de ayrılmaz parçalarıdırlar aynı zamanda. (36) Edebiyat çevirisi doğası gereği diğer yazılı çeviri türlerinden farklı bazı özellikler içerir. Örtük ve zengin dil kullanımı, yazarın biçemini yansıtma gereksinimi, edebiyatın kültür ve toplumla iç içeliği ve estetik işlevleri bu metinlere farklı yaklaşılmasını gerektirir. Öte yandan edebiyat çevirisinde çevrilecek metnin türü de belirleyici bir öneme sahiptir ve çevirmenlerin metne yaklaşımlarını ve geliştirecekleri çeviri stratejilerini çok yakından etkiler. Çeviri stratejisi, üzerinde ayrıntılı olarak durulması gereken bir kavramdır ve çeviribilimin ve çevirinin kuramsal altyapısının gelişmesinde önemli rol oynamıştır. (38) • Son yıllarda çeviri alanında toplumsal cinsiyet, feminizm ve sömürgecilik sonrası düşüncenin ağırlık kazanmaya başlamasıyla çeviri stratejileri çok daha geniş bir bağlamda kavramsallaştırılan olgular haline gelmiştir. Örneğin feminist yaklaşımı benimseyen bazı çevirmenler erkek yazarların metinlerini çevirmeyi reddedebilmektedir. (39) Sosyal bilimler metinlerinin çevirisinde terim birliği gerçekten de çok önemli bir unsurdur. Metnin okur?larının metni bütünlüğü içinde anlayabilmelerini sağlamak için çevirmen getirdiği karşılıkları tutarlı bir biçimde kullanmalı ve eğer herhangi bir ayrıştırmaya gidilmiyorsa metnin sonuna kadar aynı terim için farklı karşılıklar getirmemeye dikkat etmelidir. Kimi zaman çevirmenler erek kültüre yeni bir terim ya da kavramla karşılaşabilirler. Bu durumda karşı karşıya kaldıkları iki seçenek olacaktır. Birincisi terimi kaynak dilde korumak ve metin içinde ya da dipnotla açıklamak, ikincisi de erek dilde yeni bir terim oluşturmak ve yine bu terimi uygun bir biçimde açıklamak. (53) ÇEVİRİ TÜRLERİ ☆Altyazı Çevirisi Altyazı çevirisinde çevirmenleri kısıtlayan en önemli faktör her sahnede geçen konuşmayı küçük bir alana sığdırma zorunluluğudur. Her satırda yazı alanı 35-40 karakter uzunluğundadır ve altyazi genellikle en fazla iki satır halinde hazırlanır. Bunun sonucunda altyazılar karakterlerin konuşmalarında ve bilgilerin yaklaşık %55'ini aktarabilmektedir. Bu nedenle altyazı çevirmenleri sıklıkla atlama, yoğunlaştırma, özetleme ve uyarlama gibi stratejilere başvurmak durumundadır. (60) çeviri ürünü (67) Kaldı ki sözlü çevirinin anlık çözümler gerektirmesi ve çevirmenin çıktısını kontrol edip düzeltme şansı ve zamanı olmaması nedeniyle sözlü çevirmenlerden "eksiksiz" ya da "mükemmel" çeviri beklentisi genellikle daha azdır. -bilişsel süreçler: Özellikle eşzamanlı çeviride çevirmenler üç işlemi aynı anda gerçekleştirirler: dinleme, dinlediklerini çözümleme/diğer dile dönüştürme ve ağızlarından çıkan çeviri metni oluşturma. Bu, sözlü çevirinin yazılı çeviriye göre daha fazla konsantrasyon gerektirebileceği anlamına gelir. Bu nedenle sözlü çevirmenler genellikle ekipler halinde çalışırlar; bir sözlü çevirmenin tek başına çalışabileceği süre kısıtlıdır. (68) konferans çevirisi Çevirmenler konferansta konuşulan dillerin tümünü bilmiyor olabilir. Bu durumda dolaylı çeviri yapılır, diğer bir deyişle bu dili bilen bir çevirmen diğer çevirmenlerin anladığı bir dile çeviri yapar ve onların bu dilden yararlanarak kendi çalışma dillerine çeviri yapmalarına aracı olur. Bu uygulamaya röle denir. ☆Yazılı çeviride olduğu gibi sözlü çeviride de çeviri edimi çeviri sürecinin yalnızca bir parçasıdır. Çeviri öncesi ve sonrası var olan birçok unsur sözlü çevirinin içerik ve doğasını belirler. Bütün bunların yanı sıra, yazılı çeviride olmayan, ancak sözlü çeviride son derece çarpıcı biçimde hissedilen anlık bağlam, yani çevirinin yapıldığı andaki fiziksel koşullar ve iletişim ortamı da çeviri üzerinde önemli bir etkiye sahiptir.(75) Çeviribilim akademik bir disiplin olarak dünyada 1970'lerde, Türkiye'de de 1980'lerde ortaya çıksa da çeviriye kuramsal bakışlar çeviri yapılmaya başlandığından, kısacası diller var olduğundan beri vardır. Ancak geçmişte kuram olarak ortaya konulan düşünceler daha çok kural koyucu nitelikte olmuş, çeviri olgusunun kapsamlı bir araştırmasına dayalı olmaktan ziyade, kişilerin kendi beğeni ve görüşlerinden yola çıkarak oluşturdukları bir dizi öznel ilke olarak ifade edilmiştir. Bununla beraber, çeviri kuramının çağlar içindeki gelişimi bugün varılan noktanın anlaşılması açısından önemlidir. Aşağıda çeviri kuramının akademik bir disiplin haline gelmeden önce, farklı çağ ve kültürlerde nasıl ele alındığına göz atılacaktır. [105] Batı'da çeviri kuramlarının daha sistematik hale gelişi 17. yüzyılda gerçekleşti. Bu dönemde yaşanan toplumsal dönüşüm, parlamenter yönetimin gelişmesi, bilimsel ilerlemeler sayesinde bilginin ve edebiyatın kültürlerarası aktarımında, özellikle İngilizce ve Fransızca arasındaki metin alışverişinde çevirinin önemi arttı. John Dryden bu dönemde çeviri stratejilerini sınıflandıran ilk kişi oldu. Çeviriyi üç başlık altında ele alan Dryden aşağıdaki sınıflandırmayı sunuyordu: 1) Sözel çeviri (metaphrase): bir yazarı sözcüğü sözcüğüne, satırı satırına çevirmek. 2) Açımlama (paraphrase): anlam aktarımına dayalı çeviri. 3) Öykünme (imitation): çevirmenin kaynak metni özgür bir biçimde çevirmesi, gerektiği yerlerde kaynaktan ayrılması. [109] Çeviriye Dilbilimsel Yaklaşımlar 1950li yıllarda gerçekleştirdikleri öncü çalışmada Jean-Paul Vinay ile Jean Darbelnet, dilbilimsel yaklaşımlar arasında güncelliğini koruyan bir bakış açısı geliştirmiştir. Vinay ve Darbelnet çeviri stratejilerini gruplandırmanın yanı sıra çevirmenlerin izleyeceği bir çeviri yöntemi de geliştirmiştir. Bu yönteme göre çevirmenler öncelikle çevirinin hangi birimlere ayrılarak çevrileceğine karar verecek, kaynak metni ayrıntısıyla inceleyecek ve her bir birimin içeriğini belirleyecek, metinde verilen iletinin dil dışı bağlamını ortaya koyacak, biçimsel etkileri inceleyecek ve son olarak da erek metni yukarıda belirtilen stratejilere göre üreterek gözden geçirecektir (Munday, 2001: 59). (114)
1000k
Çevirinin ABC'siŞehnaz Tahir · Say Yayınları · 201694 okunma
·
79 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.