Bu kitapta manastırdan ayrılmış, birbirine büyük bir muhabbetle bağlı iki genç kızın mektuplaşmalarını okuyoruz. Tüm kitap bu mektuplarla yazılmış.
Kızlarımızın bir tanesi manastırdan döner dönmez, kendine kalsa belki pek tercih etmeyeceği, gönlünün ilk etapta çekmeyeceği, cephe yorgunu, romantizm ve tutkudan pek nasibini almamış ancak dürüst, mert ve sevmeye kabil bir adamla evlendirilir. Beriki için bu korkunç bir gelişmedir, arkadaşının neredeyse ölmeden mezara konulduğunu düşünür, onun için hayat yenice başlamış, önünde pırıl pırıl uzanan, içinde aşkı, tutkuyu, dansı, beğenmeyi, beğenilmeyi barındıran bir maceradır. Yaşamak istediği hayat budur ve yaşar da bunu; cemiyete çıktığı ilk andan itibaren gözde olur, insanların içini görebilen Keskin bir zekaya sahiptir, kendi güzellik ve tazeliğinin sonuna kadar farkındadır. Gönlü sürekli aşk çekmektedir, ölçüsüzce sevilip sevmek istemektedir ve bu dilekleri türlü biçimlerde gerçekleşecektir de. Ancak hikâyenin sonu beklediği gibi olmayacaktır.
Öbür yandan mazbut arkadaşı Rene ise, başlangıçta bir ödev duygusuyla kabul ettiği bu kocayı zamanla sever. Bir kadın olarak kocasını "çekip çevirir", onun sessiz evini sıcacık bir yuvaya dönüştürür, anne olur, evlatlarına sonsuz sevgi ve merhamet akıtır, kocasını cemiyete katar, ona kendisinin bile bihaber olduğu potansiyellerini duyurur ve yerine getirebileceğini öngördüğü vazifeler üstlendirir.
Bizim romantik kızımız içinse başlangıçta her şey neredeyse mükemmelen gider, tutku ve aşkın mutluluğu, Rene'nin ödev, ahlak, şefkat, sevgi ve saygı değerleri üzerinde yükselen yaşantısını gölgede bırakırken Balzac açıkça tuttuğu tarafını geç kalmadan ortaya koyabilmek adına romantik kızımızı adım adım (biraz acele adımlar) "trajediye" sürükler. Ancak bu trajedi pek tepeden inme kalır, okuyucuya bir nasihat, iki kadınlık biçimi arasındaki farkın altını çizen bir 'marker' halini alır, neredeyse bizim Serveti Fünuncuların sonra Yeşilçam'a miras kalacak zıyır zıyır finallerine döner; Balzac tarafını hepten sağlamlaştırmak için herşeyi bir yanlış anlaşılmaya bağlayıp böylece erkeği de bir melek saflığına çekmeyi ve kızımıza her şeyin sorumlusu senin karakterindeki marazlardan kaynaklanan kafandır, demeyi ihmal etmez.
Kendi dönemi için dahi bu ders vericiliğin geçerli olduğunu ve bu cihetten kaygıların edebiyata her devirde zarar vereceğini düşünüyorum. Yine de bugün bu kitabı tartışalım. Rene'ninki gibi bir aile cidden sevimli değil mi? Evi yuva, erkeği adam yapan, çocuklara sevgi ve şefkat kollarıyla sarılıp ruhlarını kendi kalbi bilgeliğiyle dolduran kadın evlâ değil mi? Öbür yandan bir kadının aşk yaşama isteği, aşkla temellenen bir evlilikte diretmesi kabil değil mi? Balzac her ikisine de mutlu bir son yazmalıydı, o zaman tarafsız olacaktı benim gözümde. Ama o zorlama finalle özellikle tarafgirliğini açıkça ortaya koymuş oldu.
Bugünün evlilik anlayışına dair ne konuşabiliriz bu romandan? Aşık olduğunla evlenme derler, haklılık payı yok mudur bu sözde? Peki bugünün Rene adayları, aldıkları eğitimi, geçim kaygılarını bırakıp evi yuva yapmaya soyunabilirler mi bütün bütüne? Bugünün toplum yapısı, ilişkilerin gitgide birbirinden ıraklaşması, tuhaf tuhaf bağlanma biçimleri dahası birbirimize bağlanamayışlarımız buna imkan verir mi? Aşık olduğu adamla evlenip mutlu ve kutsal bir evlilik yapılamaz mı? Evlilik kutsiyet taşır mı, safi bir kurumsal anlaşma mı iki "gerçek kişi" arasında? Evlilik yalnızca aşık olunan adamla/kadınla bir arada yaşamak mıdır yoksa bambaşka bir gemi midir yürütülecek? İyi planlanması, zaman çizelgesine oturtulması, atlanmaması gereken bir yolculuk mudur? Bir kadınla bir erkeğin salt tutku ve çekimi, evliliği meşru olarak bir arada bulunabilme halinden bir şeyin tesis edildiği bir müesseseye çevirmeye yetebilir mi?
Balzac bu soruları ve düşündükçe daha da fazlasını tartışmaya açıyor. İki kadını da detaylıca çizmiş, mektup yerinde bir seçim, ikisi de kendilerini gözlemleyen, şiirsel, akıllı kadınlar:etraflarında olan bitenleri kendi ruhlarının, karakterlerinin merceğinden gözlemleyip etraflıca birbirlerine yazıyorlar, biz de okuyoruz.
Bence Balzac'a başlamak için de güzel bir seçim. Rahat okunuyor, merak unsuru var, altını çizecek pek çok tespit, fikir, tartışma var. Vadideki Zambak'a takılıp kalmayalım hiç, Balzac'a keyifli bir başlangıç yapmak da mümkün:)