·208 syf.····Okunma: 17 Ağustos 2025 09:48 2. çocuğuna hamile bir annenin içine düştüğü belirsizliği sorgulamasıyla başlayan bir roman.
Greengrass, bu belirsizlik içinde aslında tüm hayatını özellikle; annesiyle, anneannesiyle, eşiyle ilişkisini ve anne olma sürecini sorguluyor. Annesinin kaybı onda derin izler bırakıyor ve yas süreci sonrasında yaşadığı değişim de bu sorgulama sürecine dahil oluyor. Kendinin çocuk sahibi olmaya karar verme sürecinde ; bir çocuğun hayatında annesiyle olan bağının ne kadar kıymetli olduğunu fark ediyor. Kendi annesiyle bağını da geçmiş yaşantılar yer vererek aktarıyor.
Tüm bu anlatı içinde yazar, bilimsel bazı çalışmalara ve tıbbi keşifleri ve bunların tarihsel süreçlerine dair bilgiler de veriyor. Bu bilgileri asıl anlatımın ve hikayenin ahengini bozmadan vermesi de romanı akıcı hale getiriyor. X ışınlarının keşfi, Freud ve psikaalaniz ekolünün oluşumu, ki en ilgi çeken kısmı burası çünkü kendi anneannesi de psikaanalist. Ve Hunter kardeşlerin anatomi çalışmalarını aktarıyor.
Bir çocuk olmak ve bir çocuk sahibi olmak…
Bu iki durumun içiçe geçtiği ve sorgulandığı bir roman. Beni en çok etkileyen kısımlar ise annesinin kaybı ve yas süreci üzerine söyledikleri. Mesala ;
“ Yaşadıklarım kati şeylerdi ve bu kederi edinmiştim bir kere; korkunç, ancak özel; mülkiyeti değiştirilmeyen bir varlık; Benim annem öldü.””
“Bugün özlediğim şey daimi aidiyet hissi; bir yerin onu ne kadar hak ettiğime bakmaksızın benim olduğunu bilmek. İnsanlara değil, sahip oldukları mekânlara bağlı bir sevgi - anne, kız gibi. Ne ki artık o yere sahip olmadığımdan bu durumun nasıl olduğunu hayal edemiyorum; çünkü artık bir annenizin olmaması, onun kızı olmayı da unutmanınız anlamına gelir. “