·164 syf.··Beğendi
···Okunma: 17 Ağustos 2025 16:32 Romanlarında geleneksel cinsiyet rollerini sorgulayan, ataerkil düzene karşı çıkan Irmgard Keun, Hitler döneminde,nasyonal sosyalist Alman halkının ruhuna karşı bulunmuş, sansüre uğrayıp, kitapları yakılmış. Bu durumda bile ülkeden hemen kaçmayıp, Nazilere dava açıp, direnmiş.
1936 yılında baskılara dayanamayan Irmgard Keun, Belçika’ya iltica ederek, Stefan Zweig, Erns Weiss, Heinrich Mann, Joseph Roth gibi sürgün yazarların arasına katılmış.1940 yılında British Daily Telegraph’ta Hollanda’nın ele geçirilmesi üzerine, Amsterdam’da intihar ettiği haberinin yayımlanmasını sağlayan Keun, sahte bir kimlikle Nazi Almanya’sında yaşamaya devam etmiş.
İlk baskısı 50 bin satan Yalancı İpek Kız’da 18 yaşındaki, eğitimsiz, parasız, çalıntı kürkü ve sahte ipek elbiseleriyle, kendisini bir film yıldızı ile özdeşleştireren Doris, taşradan Berlin’e kaçar.
Dönemin popüler kadın romanlarından farklı olarak, Yalancı İpek Kız’ın kahramanı Doris, yaşadığı her şeyin sorumluluğunu kabul eder.
2011 yılında yapılan İngilizce baskısında, Weimar Dönemi’nin Briget Jones’u olarak tanıtılmış.Oysa Yalancı İpek Kız bunun çok daha ötesinde bir kitap.Anlatımda getirdiği yeniliklerle, erkek egemenliğindeki flâneur edebiyatına, kadın sesinini de katması açısından önemli bir kitap.
Zevkle okudum, özellikle kadın yazınına ilgi duyanlar için tavsiye ederim.