9/10
·752 syf.··
Beğendi
·
2025 143. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 17 Ağustos 2025 21:03
Tanrıların ve Hiddetin Şafağı Kader ve Alev Serisi #4 Büyüleyici “Kader ve Alev” serisinin final kitabı olan Tanrıların ve Hiddetin Şafağı, yine bolca entrika, ihanet, aşk ve fedakârlıkla dolu bir hikâye sunuyor. Ancak kabul edelim ki, 750 sayfalık bir finalden beklenen yüksek tempoyu ilk bölümlerde bulmak zor. Hikâye boyunca heyecan var, ama o patlayıcı final hissi için uzun süre bekliyorsunuz. Yazar, detaylarda ve karakter ilişkilerinde çok başarılı olsa da aksiyon konusunda daha dengeli bir hız tercih edebilirmiş. Özellikle son 50 sayfada her şeyin biraz “oldu bitti”ye geldiğini hissettiriyor. Bu kitapta öne çıkan çift kesinlikle Tyree ve Annika oldu. “Nefretten aşka” klişesinin en güzel örneklerinden birini okudum. Aralarındaki kimya hem eğlenceli hem de derinlikliydi. Keşke bu ikiliye daha fazla yer verilseydi. Tyree’nin serseri ve çapkın tavrına Annika’nın güçlü duruşu çok iyi eşlik etmiş. Romeria ve Zander ise serinin kalbi olmaya devam ediyor. Zander tam anlamıyla “asil” bir lider; sadakati, sevgisi ve duruşu ile farkını her zaman ortaya koyuyor. Romeria’nın da Zander’den başka kimseyi görmemesi, ikisinin ilişkisini daha da özel kılıyor. Öte yandan Atticus, ne yazık ki bu kitapta bende sınıfta kaldı. 3. kitapta biraz sempatim oluşmuştu ama burada, Zander’e olan yersiz güvensizlikleri, sürekli suçlayıcı tavırları ve kadınlar konusundaki geçmişine dair detaylar, karakterini benim gözümde zayıflattı. “Gracen var” demesine rağmen gördüğü ilk cazibeye kapılması da onun tutarsızlığını gösterdi. Yan karakterlerde Elisaf ve Jarek kitap boyunca gönlümü kazandı. Romy ile olan dostlukları ve korumacı tavırları çok içten geldi. Jarek’in sonu ise kalbimi kırdı; belki başka bir son mümkün değildi ama yine de onun mutlu olmasını isterdim. Aynı şekilde Caindra için de. Sofie ve Elijah cephesinde ise karmaşık duygular içindeyim. Sofie’nin yaptığı şeyler, amacını anlasam da affedemeyeceğim türden. Elijah ise tüm bu yaşananları hak etmemişti. Sofie’nin kocası için şeytan Malachi ile işbirliği yapması, karakterin karanlık bir çizgiye kaymasına sebep olmuş. Malachi ise tam anlamıyla bir muamma: kader mi, şeytan mı, belli değil. Yaptıklarını okumak tüyler ürpertici olsa da, sonunun biraz fazla “şairane” bitirilmiş olması beni tatmin etmedi. Kitap, bazı soruların cevapsız kaldığı açık uçlu bir finalle bitiyor. Bu durum, yazarın belki ileride devam kitabı yazabileceğini düşündürtüyor. Açıkçası bir yandan “yeni kaos istemem” diyorum, bir yandan da merak ettiğim çok şey var. Seri genelinde yazarın en büyük başarısı, yetişkin temaları hikâyenin önüne geçirmeden kullanabilmesi. Fantastik evren yaratımı, karakter ilişkileri ve duygusal derinlik konusunda çok başarılı. Ancak bu son kitap, tempo açısından biraz daha dengeli olsaydı, benim için favori serilerim arasına girebilirdi. Seriyi seviyorum, bazı karakterleri çok özleyeceğim. Özellikle Zander, Romy, Tyree ve Annika hafızamda kalacak. Ama finaldeki tempo ve bazı karakter gelişimlerinden dolayı, “keşke biraz daha farklı olsaydı” dediğim çok nokta var.
Tanrıların ve Hiddetin ŞafağıK. A. Tucker · Artemis Yayınları · 202552 okunma
·
244 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Merhabalar acaba serinin kitaplarını hangi sirayla okumaliyiz yazar mısınız internette bir sıralama bulamadim cok kafam karisti