Sadece kişisel bir anı defteri değil; aynı zamanda Türkiye’nin çalkantılı dönemlerine tutulmuş bir ayna gibi okunuyor. Yazar, 1968–1981 yılları arasındaki deneyimlerini hem cesur hem de içten bir dille anlatıyor. Politik atmosferin ağırlığıyla kendi kişisel hikâyesini harmanlaması, kitabı sıradan bir otobiyografiden farklı kılıyor. “Barut” metaforu da boşuna seçilmemiş; patlamaya hazır bir dönemi, içsel öfkeleri ve hayata karşı direnci simgeliyor. Akıcı üslubu sayesinde hem düşündürüyor hem de keyifli bir okuma sunuyor.