Spoiler
Kitabın çevirisi gelmeden önce İngilizce başlamış ve kız karekterimizin sevgilisine davranışlarını görünce biraz sinirlenmiş ve bırakmak zorunda kalmıştım. Ama hazır kitap çevrilmişken Türkçe okuyayım dedim ve fikrim yine değişmedi maalesef. Burada yazarın anlatmak istediği o adamın bizim kızımıza layık olmadığı ve asıl olması gerektiği kişinin erkek karakterimiz olacağıydı. Ancak bana göre bu çok zorlamaydı. Bir ilişki vardı ve bu ilişkinin bitmesi gerekiyordu ki başrol çiftimiz temiz bir sayfa açabilsin kendilerine. Bunu anlıyorum, bu her kurguda yapılan bir şeydir zaten ama bu kitapta dediğim gibi fazla zorlamaydı. Sen suikaste uğradığını laf olsun diye bir yemek esnasında öylesine dile getirirsen karşındaki de ona göre davranır sanki ha? Kız adama nasıl davrandıysa, adam da kıza öyle davrandı. Bir erkeği aklamak asla istemem ama gerçekler bunlardı bence. Ayrıca kızımızın ailesine kendini kanıtlama çabası ve bir kadın olarak ayakta durma gayesi beni serinin diğer kitaplarından beri çeken bir konuydu. Bu nitelikte bir kız asla evlenmek, çocuk yapmak ya da bir erkeğe bağlanmak isteyen biriyken, bu konuda çok fazla önyargıları varken kitabın sonunda yaptığı şeyi yapması karakter gelişimi değil bana göre karakter kırılması. Ayrıca kızın asiliğini kırmayı bir atı eğitmek gibi tasvir edilmesine resmen dehşet içinde kaldım. Iyk! Bilemiyorum fazla ciddiye alıyorum belki, okuyan keyif alarak okumuştur ama tutarlılık olmayınca cidden sıkılıyorum. Bu seriyi seviyorum. Okunması kolay ve birçok tropeu içinde barındırıyor. Bu yüzden Sebastian'un hikayesini de okumayı amaçlıyorum ama yine de Callum ve Aida'nın hikayesini ve Nessa'nın ve Mikolaj'ın hikayesini geçebilecek bir kitap olmadı. Son üç kitaptır biraz hayalkırıklığı içindeyim itiraf etmek gerekirse.