Bir sabah Pasifik’in ortasında tek başına kalmak…
Henry Preston Standish, New York’ta yaşayan, evli ve iki çocuk babası bir borsacı. Dışarıdan bakıldığında kusursuz bir hayatı var ama içindeki huzursuzluk onu gemi yolculuğuna çıkarıyor. Ve bir sabah, kimsenin fark etmediği bir anda denize düşüyor. İşte bundan sonrası, hayatla ölüm arasındaki ince çizginin hikâyesi.
Herbert Clyde Lewis’in Gemiden Düşen Adam’ı, yalnızca bir adamın okyanusta sürüklenişini değil, gemide kalanların önyargılarını, statü kaygılarını, bencilliklerini de anlatıyor. Küçücük bir kitap ama insan üzerine söylenmiş koca cümleler barındırıyor.
Lewis’in hayatı ise romanından bile daha trajik: Hollywood’da umutlu bir başlangıç, yarıda kalmış senaryolar, savaş sonrası unutulmuş kitaplar, kara listeye alınmış bir yazar… 41 yaşında, yalnız ve borç içinde öldüğünde kimse onu hatırlamıyordu. Ta ki Gemiden Düşen Adam 80 yıl sonra yeniden keşfedilene kadar.