·96 syf.····Okunma: 20 Ağustos 2025 00:00 Kitap, Osman Hamdi Bey’in babasından başlayarak hayatına ve eserlerine didaktik bir şekilde odaklanmayı amaçlıyor. Ancak anlatım boyunca sık sık akış kesiliyor, verilen bilgiler yüzeysel ve üstünkörü kalıyor. Örneğin, kitabın başında ressamın evliliklerinden ve çocuklarından yalnızca bilgilendirme amacıyla bahsediliyor; fakat devamında bu olayların onun duygularına, sanatına ya da eserlerine nasıl yansıdığına dair bir hikâyeleştirme yapılmıyor.
Okurken, Osmanlıca kelimelerle dolu yoğun bir tarih anlatısının içinde ressamın iç dünyasına, özel hayatına ulaşmakta oldukça zorlanıyorsunuz. Kitabın ilk yarısı böylece yorucu bir okuma deneyimine dönüşüyor. İkinci yarıda eserlerine yer verilmiş olsa da, bu kez de kronolojik bir bütünlük sağlanmadığı için Osman Hamdi Bey’in sanatındaki gelişimi ve dönüşümü geriye doğru, ölümünden doğumuna ilerleyen bir sıra içinde takip etmek zorunda kalıyoruz.
Osman Hamdi Bey, yalnızca resim sanatıyla değil, arkeolojiye ve eğitime yaptığı katkılarla da döneminin önemli isimlerindendir. Nemrut Dağı arkeolojik kazılarından Sanayi Nefise Mektebi’nin kuruluşuna kadar pek çok yeniliğe öncülük etmiştir. Böylesine önemli bir sanatçının hayatının ve eserlerinin bu kadar eksik ve okuması güç bir şekilde aktarılması, benim için can sıkıcı bir durum. Daha derinlikli, akıcı ve hikâyeleştirilmiş anlatımların var olduğuna inanıyorum.